‘Adalet Buluşması’nda ailelerin ortak talebi ‘Adalet’

‘Adalet Buluşması’nda ailelerin ortak talebi ‘Adalet’

Suruç Aileleri İnisiyatifi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin “Vazgeçmiyoruz” temasıyla gerçekleştirdiği ‘Adalet Buluşması’nda ailelerin ortak talebi “Adalet” oldu.

10 Şubat 2019 – Suruç Aileleri İnisiyatifi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, Taksim Hill Otel’de “Vazgeçmiyoruz” temasıyla ‘Adalet Buluşması’ gerçekleştiriyor. ‘Adalet Buluşmasını’na KESK, DİSK, TMMOB destek veriyor.
Etkinliğe HDP Milletvekilleri Murat Çepni, Oya Ersoy, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ESP Genel Başkanvekili Şahin Tümüklü, SGDF Eşbaşkanı Okan Danacı, DİSK Yönetim Kurulu Üyesi Kanber Saygılı, KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, SKM MYK üyeleri, HDP PM Üyesi Ahmet Ayva, İHD İstabul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak, HDP’nin Diyarbakır mitingine yapılan saldırıda yaralanan Lisa Çalan ve IŞİD katliamlarında hayatını kaybeden ve yaralananların yakınları katıldı.
Etkinlik saygı duruşuyla başladı. Açılış konuşmasını düzenleme komitesi adına Yoldaş Aydın yaptı. Aydın, son yıllarda IŞİD tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırı sürecini tartışmak ve yan yana gelmek için bu etkinliği düzenlediklerini belirtti. Yürütülen adalet mücadelesine rağmen bazı katliamlara ilişkin dava bile açılmadığını belirten Aydın, katliamların cezasız kalmamasının tüm muhalefetin sorumluluğu olduğunu kaydetti. IŞİD katliamı ile ilgili bilançonun bile hazırlanmadığına değinen Aydın, katliamlardan birinci dereceden etkilenen insanların bile tam sayısının çıkartılamadığını aktardı. Yaşanan süreci nasıl tanımlanacağı üzerine tartışmalar yapacaklarını ifade eden Aydın, bu durumun siyasal süreci etkilediğini ve aynı zamanda siyasi sürecin de bir parçası olduğunu ifade etti. “Adalet istiyoruz” diyen Aydın, aynı zamanda barış istediklerini de söyledi. Bugün Ankara Garı önünde adalet oturması gerçekleşti” diyen Aydın, Ankara katliamına ilişkin devam eden adalet arayışına vurgu yaptı.
IŞİD katliamlarının yer aldığı sinevizyon gösteriminin ardından birinci oturuma geçildi. İlk oturumda “Yaşadık” başlığı ile IŞİD katliamlarından sağ kurtulan tanıklar yaşadıklarını anlattı.
KATLİAM DEVLET İZNİYLE YAPILDI
Suruç Aileleri İnisiyatifi adına konuşan Fethi Aydın. Suruç’a neden gittiklerini anlattı. SGDF’nin çağrısıyla yakılan Kobanê’ye gitmeye karar verdiklerini söyleyen Aydın, “IŞİD’in Kürt halkına yaptığı zulme kayıtsız kalamazdık” dedi. “Gerekli izni aldık ve Amara Kültür Merkezi’ne yaklaştığımızda polis tarafından didik didik arandık” diyen Aydın, kaymakamlıkla görüştüklerini, peyder pey Kobanê’ye geçmelerine müsaade edilmesi konusunda kaymakamlıkla anlaştıklarını belirtti. Tüm bu süreci birlikte geldikleri arkadaşlarına anlatmak için basın açıklaması yaptıkları sırada IŞİD’in canlı bombası ile katledildiklerini söyledi. 33 canımızı orada bıraktık, yaralılarımıza bile saldırdılar” diyen Aydın, katliamın devlet güvencesi ile yapıldığını vurguladı. Katliam siyasetinin benzer politikaları mahkeme sürecinde de devam ettiğini belirten Aydın, “mahkemelere giderken cep telefonumuz bile elimizden alınıyor, cop ile saldırıyorlar, ölmedik diye cezalandırıyorlar. Mahkeme sonrası açıklama yapmamıza bile izin vermiyorlar. Biz onların ideallerini sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. Her ayın 20’sinde Halitağa Caddesi’nde oturma eylemi yaptıklarını kaydeden Aydın, “Vazgeçmiyoruz. Çünkü haklıyız ve barış istiyoruz” dedi.
YENİDEN İNŞA SİYASAL SAVUNMAYDI
SGDF Eşbaşkanı Okan Danacı ise Kobanê’yi inşa kampanyasının nedenlerine değindi. “SGDF’yi oraya götüren temel etken Rojava devrimiydi” diyen Danacı, Rojava devriminin gençlerin, kadınların ve emekçilerin devrimi olduğunu vurguladı. O süreçte birçok gencin Rojava’yı savunmak için Rojava’ya gittiğini ve can verdiğini söyleyen Danacı, “Tıpkı Deniz Gezmişlerin Hakkari’ye Devrimci Gençlik Köprüsü yapması ve Filistin halkının direnişine destek vermek için Filistin’e gitmesi gibi dedi. “Kentin savunulması ve yeniden inşa edilmesi siyasal olarak kentin savunulması demekti” diyen Danacı, yüzlerce insanın Kobanê’ye gitmek için kendilerine başvurduğunu belirterek, Gezi’nin çocuklarını dağların çocukları ile buluşturmak istediklerini, bu nedenle de AKP’nin hedefi olduklarını ifade etti.
ORTAK TALEBİMİZ ADALET
Danacı, katliamla birlikte savaş konseptinin devreye sokulduğunu söyleyen Danacı, AKP’nin köşeye sıkışmışlıktan kurtulmak için savaşa sarıldığını ve bunun başlangıcının da Suruç katliamı ile başladığını kaydetti. Danacı, Suruç anmalarının yasaklanması, yaralıların tutuklanmasının bu konseptin parçası olarak devam ettirildiğini ifade etti.
Suruç katliamı sonrası temel talebinin “Adalet” talebi olduğunu kaydeden Danacı, adalet mücadelesinin faşizme karşı mücadelede temel bir zemin olduğunu söyledi.
YALNIZ DEĞİLİZ
10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Mehtap Sakinci Coşgun ise bu buluşmada herkesin “yalnız olmadığı” duygusunun ortak olduğunu belirtti. Coşgun, salonda duyulan çocuk sesleri bu katliamda hayatını kaybedenlerin çocuklarının sesleridir” diyerek IŞİD katliamlarından etkilenenlerin ne kadar geniş bir cephe olduğunu söyledi. “Bu çocukların artık babası yok ama hayalleri ve daha geniş bir aileleri var” diyen Coşgun, “Bu katliamı unutturmayacağız. Oradaydık ve orada olmanın en zor halini burada devam ettiriyoruz. Biz katliamı yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz” dedi. Ankara katliamı ile ilgili sinevizyon gösterimi izleten Coşgun, ambulansın 50 dakika sonra alana geldiğini ve görüntülerde IŞİD canlı bombacısının alana elini kolunu sallayarak nasıl geldiğinin kanıtlandığını belirtti.
‘SAVAŞA İNAT BARIŞ İSTEDİK’
10 Ekim Barış Mitingi çağrıcılarından olan KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik de bu topraklarda 100 yıllık sürecin katliamlar ve ortak acılar süreci olduğunu belirtti. 10 Ekim mitinginin hangi süreçlerde kararlaştırıldığına değinen Bozgeyik, AKP’nin son 10 yılda Ortadoğu’da saldırgan politikalar izlediğini kaydetti. Emperyalistler aracılığı ile Ortadoğu halklarının birbirine kırdırılmaya ve IŞİD eliyle zulme uğratıldığını söyleyen Bozgeyik, AKP’nin savaş politikalarına karşı ses çıkarmaya karar verdiklerini ifade etti. Bozgeyik, aynı süreçte Türkiye’de işçi ve emekçilerin sendikal haklarına karşı yapılan saldırıların, siyasetçilere dönük baskının da bu savaş politikaları aracılığı ile hayata geçirildiğini de aktardı.
BİRLİKTE MÜCADELE ZORUNLULUK
Cizre başta olmak üzere özyönetim direnişinde KESK üyelerinin de sivil halk ile birlikte AKP tarafından katledildiğini belirten Bozgeyik, ülkede muhalif olan herkesin hedef gösterildiğinin, siyasi partilerin seçim bürolarının bombalandığını ve ülkenin AKP eliyle çatışmaya sürüklendiğini dile getirdi. “Kadın erkek, genç yaşlı kimsenin ölmemesi için birçok eylem ve etkinlik düzenledik. Türkiye’nin tekrar barış ortamına evrilmesi için 10 Ekim mitingi kararı aldık” diyen Bozgeyik, 10 Ekim’den önce Suruç ve Diyarbakır ile başlayan siyasal sürecin Ankara katliamı ile devam ettirildiğini söyledi. Ankara’da 103 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Bozgeyik, yüzlerce insanın da yaralandığını ifade etti. Bombacıların hiçbir engelleme olmadan Ankara’ya kadar gelmesinin Ankara katliamının planlı olduğu yönündeki bilgiyi desteklediğini söyleyen Bozgeyik, “Önümüzdeki dönem hem katliamlara hem de AKP’ye karşı birlikte mücadele etmek zorundayız” dedi.
ADALET İNANCIMIZI BİRLİKTE KAZANMALIYIZ
Diyarbakır’da IŞİD’in gerçekleştirilen bombalı saldırıda yaralanan Lisa Çalan ise Leyla Güven’in açlık grevi eylemini selamlayarak konuşmasına başladı. Aradan geçen 4 yılda Suruç, Nusaybin ve Cizre başta olmak üzere birçok katliamın yaşandığını ifade eden Çalan, “Belki Kürtler adalete olan inancını kaybetmiştir ve bu nedenle mahkemelere katılım bu kadar az oluyordur” dedi. Vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Çalan, Kürtlerin adalete olan inancının ortak mücadele sonucu kazanılması gerektiğini aktardı.
POLİS BOMBACILARI İLK SAATTE BULUYOR
Sultanahmet katliamı tanığı ve hayatını kaybeden turistlerin rehberi Sibel Şatıroğlu, “Bu katliamı konuşacağım kimse yok Türkiye’de. Ben bombacıyı gördüm ve insanların dediğine göre onları uyarmışım. Ben ilk bombanın pimini çektiğini ve ilkinde bombayı patlatamadığını gördüm” dedi.
Sık sık sesi titreyen ve gözleri dolan Şatıroğlu, önümüzdeki günlerde yeni bir duruşma olacağını aktardı ve patlamadan sonra ilk bir saat içinde polisler tarafından bombacının resminin kendisine gösterildiğini kaydetti.
Antep katliamında yaşamını yitiren Orhan Yavuz’un babası Kasım Yavuz ise kısaca adalet istediklerini kaydetti.
ETHA