Adil Demirci NDR/WAZ’a konuştu: Dayanışma bana güç verdi

Adil Demirci NDR/WAZ’a konuştu: Dayanışma bana güç verdi

Alman NDR/WAZ’a konuşan ajansımızın çalışanlarından Adil Demirci, dayanışma sayesinde özgürlüğüne kavuştuğunu belirtti, “Dayanışma bana güç verdi” dedi.

5 Mart 2019 – Almanya’da yayınlanan NDR/WAZ, kısa bir süre önce tahliye olan ajansımızın muhabirlerinden Adil Demirci ile bir röportaj yaptı. Röportajın tamamı şöyle:

Sayın Demirci artık özgürsünüz. Hapiste zamanınızı nasıl geçirdiniz?

Doğru. 2 haftadır özgürüm ve İstanbul’dayım. Ne İstanbul’u ne de Türkiye’yi terk edemiyorum. Geçen iki haftada akraba ve arkadaş çevremden birçok ziyaret aldım. İlk önce kendime gelmeli ve yeni durumu sindirmeliyim.

Şu an nerede kalıyorsunuz?

Amcamın Kartal’daki evinde. Geçtiğimiz sene gözaltına alındığım ev.

Türk yetkililer sizin İstanbul’u terk etmenizi nasıl engelliyorlar?

Günlük imza mecburiyetim yok. Ancak eğer Türkiye’nin başka bir şehrinde şans eseri kimlik kontrolüne denk gelirsem tekrar hapse girmek zorunda kalırım. Avukatlarımdan öğrendiğim kadarıyla “bir şehirden çıkamama yasağı” yeni bir uygulama.

Geçtiğimiz yılın Nisan ayından beri hapisteydiniz. Bu hangi tür bir hapishaneydi?

Silivri 9 Numaralı Yüksek Güvenlikli Tutukevi’nde kaldım. Deniz Yücel ve Peter Steudtner de aynı hapishanede kalmışlardı. Keza HDP Milletvekilleri de hala burada kalmakta.

Size nasıl hapiste nasıl davranıldı?

Gardiyanlarla kişisel olarak bir sorun yaşamadım. Polis karakolunda geçirdiğim ilk iki hafta buna nazaran çok daha zorluydu. Elbette hapishanede kötü muamelelerle karşılaşılıyor ancak bunu yaşamadım.

Tek kişilik hücrede mi tutuldunuz?

Sadece ilk birkaç gün, evet. Ardından sekiz ay boyunca benimle aynı gün gözaltına alınan ve ardından tutuklanan genç bir öğrenci ile kaldım. Sonrasında ise sayımız üçe çıktı.

Almanya’daki arkadaşlarınız ve ailenizle görüşme şansınız oldu mu?

Tutuklandığım tarihte hala OHAL geçerliydi. Ailem ile telefonla görüşme izninin çıkması iki ay sürdü. Almanca mektup yazamadığım gibi başlarda çok az sayıda Almanca mektup alabiliyordum. Buna tercüman olmaması neden olarak gösteriliyordu. Serbest kalmadan bir gün önce içinde 20 mektubun olduğu bir paket aldım. Ancak birçoğunu da henüz alamadım çünkü kalan hepsinin kontrol edilmesi gerekiyor.

Uzun zaman bekledikten sonra aldığınız ilk mektup size neler hissettirdi?

Her mektuba çok sevindim. Ailemin ve arkadaşlarımın neler yaptığını öğrenince kendimi artık o kadar da yalnız hissetmedim. Sanki dışarıda olanlar içeriye geliyor hissi uyandırıyordu. Bütün yaşamım Almanya’da kurulu. Türkiye ile ilgili gelişmeleri gazete ve televizyondan takip edebiliyordum ancak Almanya’da gelişmelerden haberim olmuyordu. Bu yüzden mektupların çok büyük önemi vardı.

Hapiste Türkiye’deki basının hepsini ulaşabiliyor muydunuz yoksa kısıtlamalar var mıydı?

Hapishane idaresinin izin verdiği televizyon kanallarını izleyebiliyorduk. Yaklaşık 25 kanalı izleme şansımız vardı. Kantinden Cumhuriyet dahil çeşitli gazeteleri alabiliyorduk.

Almanya’da sizin için haftalık dayanışma etkinlikleri düzenlendi. Köln’de kardeşinizin organize ettiği eylemler oldu. Bunlardan haberiniz oldu mu? Bu eylemlerin sizin için anlamı neydi?

Konsolosluk görevlileri ve daha sonra avukatlarım Almanya’da olan eylemlerden beni haberdar etti. Ancak yazın bu eylemlerle ilgili haberleri okuyabildim. Elbetteki beni oldukça etkiledi. Buradan aileme, dostlarıma, beni kişisel olarak tanımayan ama benim için orada olan herkese buradan teşekkürlerim sunarım. Bu eylemler beni oldukça mutlu etti ve bana güç verdi.

Alman medyasında davanız Deniz Yücel’in davası kadar yer bulmadı. Bu sizi üzdü mü?

Alman medyasında benim dava sürecim ne kadar yer aldı takip edemedim.

Konsolosluk tarafından iyi destek aldınız mı?

Evet, Alman Başkonsolosu hapisteyken iki kere ziyaretime geldi. Ayrıca geçtiğimiz haftalarda da iki kere Alman Konsolosluğu’na ben ziyarette bulundum.

MLKP’ye destek olduğunuz iddia ediliyor. Bu iddialara karşı tutumunuz nedir?

İddianamede cenaze törenlerine ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki etkinliklere katıldığım yazılı. Ben çevirmen ve gönüllü gazeteci olarak çalışıyordum. Sadece bunlardan birine terör suçu atfedilemez. Türkiye’ye defalarca geldim ve bu ziyaretlerimde başıma herhangi bir şey gelmedi. Türkiye’deki hapishanelerde Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla birçok insan bulunuyor. Sadece HDP’liler değil aynı zamanda milliyetçi parti olan İyi Parti’den de olanlar var. Bana karşı geliştirilen bu iddialar aslında oldukça tanıdık.

Şu an Almanya’da olan Yücel, Steudtner ve Meşale Tolu’nun davaları düşünce, Nisan ayındaki duruşmanızla ilgili iyimser olabiliyor musunuz?

Umuyorum ki benim davam da aynı şekilde ilerler ve evime dönebilirim.

20 Kasım günü ilk duruşmanızdı. Herkes serbest bırakılacağınızı düşünüyordu. Duruşmada ara verildikten sonra, tutukluluğunuzun devamına karar verildi. Bunu nasıl karşıladınız?

Ben de tahliye edileceğimi düşünüyordum. Karardan sonra bunu hazmetmem için biraz zamana ihtiyacım oldu. Serbestçe o salondan çıkamamak ve hapishanenin zorunlu rutinine dönmek bana ağır geldi.

Geçtiğimiz duruşmalarda Almanya’dan duruşmayı gözlemlemek için heyetler geldi. Nisan ayında da bu heyetlerden gözlemcileri bekliyor musunuz?

Şimdilik onların gelip gelmeyeceğini bilemiyorum. Avukatlarımla olası bir gözlemci heyetinin gelmesinin duruşmaya olumlu ve olumsuz etkilerini konuştuktan sonra bu belli olacak.

Duruşmaya aile üyelerinizden katılım olacak mı? Kardeşinizin Köln’deki dayanışma eylemlerinden fotoğrafları var, Türkiye’ye gidip gitmeme konusunda bu yüzden arada kalmış durumda. Siz ne dersiniz?

Ben de kardeşimin Türkiye’ye gelmesine taraftar değilim. Annem, eğer sağlık durumu izin verirse, önümüzdeki duruşmadan önce yanıma gelmek istiyor. Beni her türlü ziyarete gelmek istiyor.

Adil bir yargılamanın olacağına inanıyor musunuz?

Bu herhalde en zor soruydu. En azından yasaya göre, gazeteci olarak valiliğin onayı ile yapılan toplu etkinliklere ya da cenaze törenlerine katılmak, dünyanın hiçbir yerinde suç olmadığı gibi, Türkiye’de de suç değil. Bu yüzden Türk Ceza Kanunu’na göre kimsenin tutuklanmaması gerekiyor. Ancak buna rağmen 10 ayımı Silivri’de, hapishanede geçirmek zorunda kaldım. Bir anda, ailem, arkadaşlarım, işim, hasta annem ve özgürlüğüm elimden alındı. Aylarca bir iddianame bile olmadan tutuklu kaldım. Bu yüzden elbette ki güvenim sarsıldı, ancak şimdi sadece her şeyin düzgün ilerlemesini ve evime dönmeyi ummaktan bir şey gelmiyor elimden.

Röportajın orijinali için:

https://www.waz.de/politik/deutscher-in-tuerkischer-haft-solidaritaet-gab-mir-kraft-id216548363.html