Atılım/Gündem: Ezilenlerin gazabı

Atılım/Gündem: Ezilenlerin gazabı

Emekçi insan için, “Yeni Türkiye” adına bunca yoksulluğa, zulme, ırkçılığa, ayrımcılığa, yalana, talana maruz kalmak mukadder değildir. Faşist şef ve dalkavuklarının bu küstahlıkla varıp varabilecekleri son nokta ise ezilenlerin kahredici gazabıdır.

9 Mart 2019 – Atılım gazetesinin 367. sayısındaki “Gündem” köşesinde; Erdoğan’ın “Yeni Türkiye” söylemi işleniyor.

Atılım Gazetesi’nin Gündem yazısı şöyle:

31 Mart yerel seçimlerini “ülkemiz açısından bir beka meselesi” sözüyle nitelemiş, oy hırsızlıklarının ve seçmen kayıt yolsuzluklarının emrini çoktan vermiş olan faşist şef, olanca zalimliği ve küstahlığıyla HDP’ye dönük saldırganlığını gün gün tırmandırıyor.

Diktatör Erdoğan, artık tam bir ırkçı faşist lümpen portresi çizmekten sakınmıyor. O, son olarak, Kuzey Kürdistan’da kayyum siyasetine karşı adım adım seçim zaferini örgütleyen HDP’nin yöneticilerine, “bu ülkede yeriniz yok”, “defolun gidin” diye höykürüyor. Diktatöre göre, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Kürdistan yok! Diktatöre göre, nankörlük edip özgürlük isteyene burada hayat hakkı yok!

Faşist politik İslamcı şefin bu ırkçı ve inkarcı höykürmelerine, ona dalkavuklukta sınırları zorlayan ve muhtemelen onun yerini devralma hayalleri kuran Soylu’nun, bir talimat verip Amed’de açlık grevcilerini yarım saat içinde parti binasından gözaltına aldırmakla böbürlenişi eşlik ediyor. Sarayın eli kanlı içişleri bakanı, HDP eş genel başkanlarına yönelik ırkçı nefret dolu yeni sözleriyle, faşist küstahlığını sürdürüyor. Onun “ulan sizin burnunuzdan fitil fitil getirmezsek namerdiz” diye yırtınmasında, faşist şeflik rejiminin o zorba, kanunsuz ve keyfi saltanatının, o cinsiyetçi, ırkçı ve katliamcı tahakkümünün bütün kodları mevcut.

Erdoğan’ın ve AKP zevatının Bahçeli’yle aynılaşan politik söylemine, MHP’den aşırılan “ya sev ya terk et” jargonuna yakından bakın.

Yapısal rejim krizi karşısındaki çözümsüzlüklerini, halklarımızın rızasını almaktaki başarısızlıklarını, ırkçı ve inkarcı sömürgecilikte, zorba ve katliamcı faşizmde derinleşmekten başka çare, mali-ekonomik kriz koşullarında işinden ve aşından olan milyonlarca emekçinin aklını ve ruhunu aşırı doz şovenizmle istila etmekten başka yol bulamayışlarını göreceksiniz.

Doğrudan HDP eş genel başkanlarını, aslında bir bütün olarak Kürt halkımızı hedefleyen bu katışıksız sömürgeci faşist dilde, işçi grevini yasaklarken, kadın düşmanı yasaları getirirken, öğrenci gösterisini bastırırken, Alevi haklarını yok sayarken, LGBTİ+’lara yönelik nefreti körüklerken, laiklerin yaşam tarzına hakaret ederken, hatta CHP’lilere karşı düşmanlık örgütlerken ortaya koydukları zalimliğin ve küstahlığın aynısını bulacaksınız.

Demokratik hak ve özgürlükler adına ne kalmışsa, Saray iktidarına karşı çıkış adına ne varsa, hepsi faşist yaylım ateşi altında. Gözünü ırkçı ve sömürgeci hırs bürümüş, kan iştahı kabardıkça kabarmış olan diktatör Erdoğan, “Fırat’ın Doğusu”na yeni bir işgal hamlesi için fırsat kolluyor. Bunu, şimdi estirmekte olduğu şoven rüzgarla birleştirerek, 31 Mart’ta oya tahvil etmenin hesabını yapıyor. Üstelik, tırmanışı engellenemeyen enflasyonun, sebze ve meyve fiyatlarında kırılan zam rekorlarının faturasını bile, insan aklıyla ve idrakıyla adeta alay edercesine, “terör”e kesiyor faşist şef.

Ama nafile! Faşist şef ve partisi AKP tarafından anlatılan “Yeni Türkiye” masalının sanal haleleri hızla kaybolup gidiyor.

Onların elinde “Yeni Türkiye”de; işsizlik ve açlık kol geziyor. İşte, son altı ayda işten atılan 600 bin işçi, uzayıp giden tanzim satış kuyrukları, borcunu ödeyemeyip yaşamına son veren emekçiler, hayat pahalılığından dert yanan yoksula merminin fiyatından haberin var mı diye cevap veren zengin muktedir kibri!

Onların elinde “Yeni Türkiye”de; yer sarsıntıları, tren kazaları ve sel felaketleri birer toplu katliama dönüşüyor. İşte, dün Çorlu’da gerçekleşen demiryolu faciasına nispet yaparcasına, henüz güvenli kullanım şartlarına haiz değilken bugün Marmaray Gebze-Halkalı hattının seçim şovu amacıyla açılışı!

Onların elinde “Yeni Türkiye”de; yolsuzluk, rüşvet ve kayırmacılık bataklığından yükselen pis kokular her tarafı sarıyor. İşte, seçime doğru devlet bankalarından Saray yandaşlarına usülsüz dağıtılan krediler, Milli Piyango şaibeleri ve şikeleri, futbol federasyonu başkanının futbol bahis ihalesini alışındaki pervasız vurgunculuk örneği!

Onların elinde “Yeni Türkiye”de; cinsiyetçi tahakküm, kadın cinayetleri ve erkek şiddeti devlet eliyle özendirilip aklanıyor! İşte, tecavüzcülerince katledilen Şule Çet davasının duruşmalarında sergilenen erkek egemen alçaklık gösterileri, çocuk istismarını yasallaştıran kanun değişiklikleri!

Olanları elinde “Yeni Türkiye”de; gözü dönük bir ırkçılık, sokaklarda faşist saldırganlık kışkırtılıyor. İşte, anadilinde şarkı söylediği için yolda bıçaklanan Kürtler, maça gittikleri her yerde saldırıya uğrayan Amedsporlu futbolcular, mafyacı Sedat Peker’in faşist güruhlarla sokaklara inmek amacıyla yaptığı silahlanma çağrısı!

Faşist zalimliğin ve küstahlığın pençesindeki “Yeni Türkiye” bu!

Zalim ve küstah oldukları kadar, ikiyüzlü ve karaktersizler. Bakanından milletvekiline, parti yöneticisinden rektörüne, faşist şefi peygamber ilan edenlerin ve Allah katına çıkaranların tiksindirici sözleri, meclis koridorlarında, Saray salonlarında, miting kürsülerinde, televizyon ekranlarında yankılanıyor: “Erdoğan’a dokunmak bile ibadettir”, “Erdoğan Allah’ın tüm vasıflarını üstünde toplayan bir liderdir”, “Onun sözü peygamber sünnetidir”, “Erdoğan’ı görünce salavat getiririz”, “İslami olarak cumhurbaşkanına itaat etmek farzdır, karşı gelmek de haramdır” ve daha niceleri… Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle yargılanana, saray soytarılarınca yazılan ve Erdoğan’ın hayatını anlatan kitapları okuyup özetleme cezası veriliyor artık.

Dalkavuklarının ağızlarından dökülen bu şirk koşucu sözler, faşist politik İslamcı şefi hiç de rahatsız etmiyor. Zira onun da 15 Temmuz akim darbesine atıfla sarf ettiği şu cümlelerden aynı tiksindirici koku yayılıyor: “O hainler F-16’larla uçtular. Zannettiler ki cumhurbaşkanı Tarabya’dadır. Bilmiyorlardı ki o mağaranın önünü örümcek ağları örer, göremezsin ve göremediler.” Diktatör, bulunduğu mağaranın girişi örümcek ağıyla örülen ve böylece düşmanlarının eline geçmekten kurtulan Muhammed peygamberle bir tutuyor kendisini.

Din tacirliğinde bütün sınırları aşıyorlar. Onların elinde İslam, mülk toplamanın, sermaye biriktirmenin kullanışlı anahtarıdır. Katliamları meşrulaştırmanın, ırkçılığı kışkırtmanın, erkek tahakkümünü savunmanın kaldıracıdır. Onların elinde İslam, insanın insana kulluğunu pekiştirmenin, halkın Saraya itaatini sağlamanın işlevsel bir aracıdır. Diktatörün ihtişamlı Sarayı ile emekçinin mütevazı konutu birbirine ne kadar yakınsa, diktatör şakşakçısı patronun kazancı ile onun fabrikasında çalışan işçinin kazancı birbirine ne kadar yakınsa, diktatör ve dalkavuklarının Müslümanlığı ile işçilerin ve yoksulların Müslümanlığı birbirine işte ancak o kadar yakındır.

Zalim ve küstah oldukları kadar, korkak ve güvensizler. Saraydaki tahtın devrilmesinden, onunla beraber bütün apoletlerin sökülmesinden, bütün arpalıkların ve ayrıcalıkların yitip gitmesinden ölesiye korkuyorlar. Sesleri gitgide hırçınlaşan faşist psikolojik harp borazanları, ceza kesme otomatına dönüşen mahkemeler, tıka basa dolan hapishaneler bu korkunun eseridir. Gezi iddianamesinde gülünç gerekçelere bağlanan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemleri, her hafta barış akademisyenlerinden birkaçını daha kapsayarak genişleyen hapis hükümleri, ardı arkası kesilmeyen twitter gözaltıları bu korkunun ürünüdür.

Emekçi insan için, “Yeni Türkiye” adına bunca yoksulluğa, zulme, ırkçılığa, ayrımcılığa, yalana, talana maruz kalmak mukadder değildir. Faşist şef ve dalkavuklarının bu küstahlıkla varıp varabilecekleri son nokta ise ezilenlerin kahredici gazabıdır.

Kadınların 8 Mart’ta dört bir yandan yükselen kitlesel itirazına, öncü bir kadının soluğuyla hapishanelerden sokaklara yayılan açlık grevlerine bakın! Art arda gelişen işçi direnişlerine bakın! Dizginsiz devlet terörüne inat sürdürülen seçim çalışmalarına, şoven demagoji ve saldırının her türüne maruz kalan HDP’nin düşmeyen oy oranına bakın! Varlığını inkar ettikleri Kürdistan’dan bir türlü söküp atamadıkları gerillalara, yeraltında ve yerüstünde can feda direnen devrimcilere bakın! Birleşik halk direnişinin mayalayıcı güçlerini, gerçekleştiğinde kaçacak delik arayacakları halk ayaklanmasının öncü kıvılcımlarını göreceksiniz.