Avrupa’da ki nehirlerde canlı yaşamı tehlikede

Avrupa’da ki nehirlerde canlı yaşamı tehlikede

STRASBOURG (18.06.2014)- Avrupa Birliği (AB) 2015 yılına kadar kıta üzerindeki akarsulardaki su kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. AB Çevre Ajansı da, yakın dönemde kıta üzerindeki akarsulardaki su kalitesinin oldukça iyi olduğunu duyurmuştu.

Proceedings of the National Academy of Sciences adlı bilimsel dergide yayınlanan ve Alman, Fransız ve İsviçreli bilim insanlarınca yürütülen bir araştırma ise bunun tam tersini gösteriyor. Araştırma kapsamında Avrupa’nın değişik ülkelerindeki 4 bin kadar akarsu yatağından su örnekleri alınarak incelenirken, birçok su örneğinde değişik kimyasal maddelere rastlandı.

SU CANLILARINI TEHDİT EDEN ONLARCA KİMYASAL MADDE BULUNDU

Araştırmada kapsamında incelenen akarsu örneklerinde, sulardaki canlı türlerini tehdit eden 35 çeşit kimyasal atık maddeye rastlandı. Bu maddelerin özellikle akarsulardaki balık, omurgasız hayvanlar, su yosunları ile çevredeki böcek türlerini tehdit ettiğine ilişkin veriler de araştırmada yer aldı. Bu kimyasal maddelerin orta ve uzun vadede birçok su canlısının zehirlenmesine ve ya telef olmasına neden olacağı tahmin ediliyor.

Kimyasal maddelerin yoğunluklu olarak bulunduğu akarsular ise daha çok Kuzey Fransa, Kuzey İngiltere ve Baltık ülkelerinde bulunuyor. Bu bölgelerden alınan su örneklerinin yüzde 75’inde canlı yaşamını tehdit edecek düzeyde kimyasal maddelere rastlandı.

Araştırmaya göre, örnek alınan sularda en çok bulunan kimyasal madde biosit oldu. Avrupa’da oldukça yaygın olan karsu taşımacılığında yasak olan birçok madde de su örneklerinde görülüyor. Bu maddelerin özellikle balıkların büyümesini ve ya üremesini engelleyici etkileri olduğu da araştırmada dikkat çekilden bir diğer nokta.

FRANSA, İNGİLTERE, BELÇİKA VE HOLLANDA AKARSULARINDA KİRLİLİK YOĞUN

Akarsuların AB genelindeki durumu da birbirinden oldukça farklı sonuçlar içeriyor. Kimya endüstrisinin yoğun olduğu Fransa’da güneybatı bölgelerinde canlı hayatını tehdit edecek düzeyde kimyasal madde bulunan su örnekleri dikkat çekiyor. Ülkenin orta ve kuzey bölgeleri ile, Belçika, Hollanda, Baltık ülkeleri, Güney İtalya ve Kuzey İngiltere’den alınan örneklerin yüzde 75’înden fazlasında zararlı kimyasal maddeler tespit edildi.

REN, ELBE, WESER VE ODER HAVZALARI DA ÇOK TEMİZ DEĞİL

İsviçre, Almanya’nın orta, batı ve kuzey bölgeleri, ve Polonya’da Ren, Elbe, Weser ve Oder nehirleri ve çevresindeki sulardan alınan örneklerin yüzde 50 ila 75’inde de zararlı kimyasal maddeler bulundu. Sırbistan, Romanya, Macaristan, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Güney Almanya ve güneybatı Fransa’dan alınan su örneklerinin ise yüzde 25 ila 50’sinde zararlı maddeler tespit edildi.

Su canlılarına zarar verecek düzeyde kimyasal maddelerin yüzde 25 ve altında olduğu su örnekleri ise Kuzey İtalya, Sicilya adası, Bulgaristan, İspanya’nın Duero, Ebro ve Tajo nehirlerinin havzası ve çevresinde, İrlanda’nın güneyi ve İskoçya’da alındı.

AB GEREKLİ BİLGİ VE BELGELERİ VERMİYOR

Araştırmayı yürüten bilim insanları Avrupa Birliği’nin kimyasal atık maddelere ilişkin tüm bilgi ve belgelere ulaşmasını da talep ediyorlar. Bilim insanları, yeterli belgelere ulaşamadıklarından, hangi zararlı maddelerin hangi dönemlerde akarsulara bırakıldığını ve bunların suda yaşayan canlılar için ne derecede tehlikeli olduğunu da kestiremiyorlar.

Araştırma ekibi üyesi Koblenz-Landau Üniversitesi görevlisi Ralf Schäfer, “Avrupa Birliği’den sadece herhangi bir akarsuyun biyolojik olarak iyi, orta ve kötü derecede olup olmadığına ilişkin bilgileri alabiliyoruz. Bu nedenle, sadece kan basıncından bir hastanın kanser olup olmadığını tahmin etmeye çalışan doktorlar kadar çaresisiz” eleştirisinde bulundu.

2015 HEDEFİ 2027’E SARKABİLİR

Schäfer, AB üyesi ülkelerin kanunlarının akarsulara akıtılabilecek maddelerin oranlarına ilişkin farklı düzenlemelerinin olmasının da olumsuz yönüne işaret ediyor. Zira birçok akarsu birkaç ülkenin sınırları içinden geçiyor.

Schäfer, Avrupa akarsularının su kalitesinin yükseltilmesine ilişkin daha önce vaat edilen 2015 yılının artık geçersiz olduğunu ve bu hedefin 2027’e kadar sarkabileceğini de sözlerine ekledi.