Bu zafer kimin? – Welat DENİZ

Bu zafer kimin? – Welat DENİZ

Son model Toyota ve Ranger’larla geldikleri, tanklar ve toplarla yerle bir ettikleri topraklardan şimdi kamyon kasalarında dönüyorlar. Büyük bir insanlık savaşının verildiği, dünya ezilen halklarının umudunun yeşertildiği Rojava devrimi ile vahşi kafatasçı karanlığın canavarları yenildi. Büyük korku dalgalarıyla işgal ettikleri Suriye’deki “hilafet toprakları”nın son parçasını da kaybettiler. İçeride dağınık durumda tekil ilişkileri ve bazı örgütsel bağları kalsa da, rahatlıkla söylenebilir ki IŞİD yenildi.

5 Mart 2019 – Suriye’de halk isyanlarının başladığı ilk günden itibaren, sahneye çıkan ve devrimden sonra yüzünü Rojava ve Kuzey Suriye topraklarına dönen barbar, katliamcı ve işgalci IŞİD çeteleri bugün bu topraklarda son nefesini veriyor. Son model Toyota ve Ranger’larla geldikleri, tanklar ve toplarla yerle bir ettikleri topraklardan şimdi kamyon kasalarında dönüyorlar. Büyük korku dalgalarıyla işgal ettikleri Suriye’deki “hilafet toprakları”nın son parçasını da kaybettiler. İçeride dağınık durumda tekil ilişkileri ve bazı örgütsel bağları kalsa da, rahatlıkla söylenebilir ki IŞİD yenildi.

Peki, bu zafer kimin? Dünyaya korku salan bu karanlık güruhu kim ya da kimler yendi? ABD başkanı Trump bu karanlığın canavarlarını kendilerinin bitirdiğini iddia ediyor ve bunu büyük bir propaganda malzemesi olarak kullanıyor. Uluslararası koalisyonun hava ve teknik desteğini, bu zaferin tek kaynağı gibi pazarlamaya, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının yiğit evlatlarının kanı ve canı pahasına kazandıkları bu zaferi sahiplenerek kendine mal etmeye çalışıyorlar. Oysa bu zafer Arin’den Sarya’ya, Paramaz’dan Diyar Bagok’a, Destan’dan Orhan’a, Nejdet’ten Ulaş’a, Avesta’dan Barin’e, Hevidar’dan Muhamed Ahmed’lere bu karanlığın canavarlarına karşı kahramanca savaşan, bu savaşta canını, kanını toprağa veren yiğit savaşçıların emekleri üzerine kurulmuştur.

ONUR VE ÖZGÜRLÜK DEVRİMİ ‘ROJAVA’

IŞİD çeteleri Haziran 2014’te Türk devletinin de desteği ile Irak’ın Musul kentini işgal etmesinin ardından bu bölgede ele geçirdiği ağır silahlarla Kobanê’yi dört koldan sararak 2 Temmuz günü büyük bir saldırı başlatmıştı. IŞİD ve kendisini destekleyen Saray rejimi ve faşist şefi 19 Temmuz’da devrimin yıl dönümüne kadar kenti ele geçirerek bayram namazını Kobanê’de kılmayı hedefliyorlardı. Birçok yere kendilerinden önce katliamcı korkularını gönderen İŞİD çeteleri Kobanê’nin de böyle basit bir şekilde işgal edileceğini düşündüler fakat Rojava devrimi kuruluşunda da belirtildiği gibi bir onur ve özgürlük devrimiydi. Kobanê halkı ilk günlerinden itibaren karanlığın canavarlarına karşı kadınları, gençleri, yaşlıları ile büyük bir direniş ortaya koydular. YPG, YPJ, MLKP, Enternasyonalist devrimcilerin öncülüğünde büyük bir kahramanlık destanını hep birlike yarattılar.

Tabi bu direnişi önemli kılan ise Rojava devriminin artık bütün Ortadoğu halklarının direnişi olarak okunmasıydı. Nasıl ki Tunus’ta diktatörlüğe karşı bedenini ateşe veren Muhammed Buazizi’nin çığlığı her yere yayıldıysa Kobanê’de insanlık düşmanı işgalci katillere karşı direnenlerin “biji berxwedana Kobanê” sloganı dünyanın her yerinde vücut buldu. IŞİD Kobanê’de 19 Temmuz’da büyük bir direniş ile karşılaşarak hayallerine ulaşamazken çeteler bu kez de Türk devletinin desteği ve KDP Peşmergelerinin teslimiyeti ile saldırılarını Şengal’e doğru sürdürdüler. 3 Ağustos 2014 tarihi Şengal’de yaşayan Ezidi halkı için 73. Fermandı. Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen 72. Ferman’da da olduğu gibi binlerce kadın, yaşlı, genç ya IŞİD çetelerinin eline esir olarak geçti ya da tıpkı diğer fermanda yaşadıkları gibi yüzlerini Şengal dağlarına çevirdiler. Burada Ezidi halkının yardımına dağdan HPG ve YJA-STAR savaşçıları gelirken Rojava devriminin Cizire bölgesinden YPG, YPJ, MLKP savaşçıları yardım koridoru açarak Ezidi halkının çığlığına koştu.

YENİ STALİNGRAD KOBANÊ

Kobanê’deki büyük direnişle sokak sokak, ev ev, oda oda yürütülen savaş dünya halklarınca Stalingrad savunması gibi tanımlandı ve sahiplenildi. Çok sınırlı imkanlarla ama kahramanca dövüşen savaşçıların onur ve özgürlük için sergiledikleri direniş, büyük yankı yarattı. Türkiye ve Kürdistan’lı bir çok genç kadın ve erkek devrimci, yurtsever Kobanê halkının çığlığına sessiz kalmayarak halklar için hiçbir anlam ifade etmeyen telleri aşarak bu direnişte yerlerini aldılar.

Bu direniş sürecinde Kuzey Kürdistan ve Türkiye’den halklar da Türkiye sınırında IŞİD karanlığına karşı nöbet eylemleri ile savaşçılarına sahip çıkıyorlardı. Tıpkı Türk devletinin inşa ettiği telleri aşarken ölümsüzleşen Kader Ortakaya gibi son anına kadar sınır nöbetlerini sürdürdüler. Kobanê, IŞİD kuşatmasındayken bir amcanın şu sözleri unutulmaz: “Ölüme gülerek koşuyor bu çocuklar!”

Dönemin başbakanı Erdoğan’ın Kilis’te yaptığı bir konuşmada “Kobanê düştü düşüyor” söylemi diktatörün hem niyetini hem de IŞİD çeteleri ile yakınlığını gözler önüne sermişti. Erdoğan’ın Kürt ve özgürlük düşmanı bu söylemi onurlu Kürt halkı ve dostları tarafından infiale sebep oldu. Ardından Kürt halkı ve Türk halklarının devrimci öncüleri her yerde 6-8 Ekim serhıldanları ile Kobanê direnişini sahiplendiklerini gösterdiler.

IŞİD’İN YENİLGİSİ KOBANÊ ZAFERİ!

İşte böylesi bir süreçte Kobanê’de bir çok savaşçının fedai tarzda direnişi ile yenilgiye uğratılan IŞİD karanlığı Rojava devrimi ile birlikte ilk büyük yenilgisini yaşadı. Tabi bu yenilgiyi yaşatan binlerce ölümsüz savaşçıyı şuan adları yazdığım yazıya sığamayacak kadar değerli onca güzel yürekli savaşçıyı anmamak olmaz. Evet onlar her nerede olursa olsun karanlığın üzerine gülerek koşan kahramanlar. CHE’nin de dediği gibi, “Yapılması gereken direnişçilere şans dilemek değil onların kaderine iştirak etmektir. Onlara ya ölüme ya da en iyisi zafere dek eşlik etmektir.”

Bugün Kobanê’den Girê Spî’ye, Minbic’ten Rakka’ya kadar özgürleştirilen her bir toprak parçasında halklar için gözünü kırpmadan ölümsüzleşen savaşçıların hikâyesi var. Girê Spî’de, Minbic’de, Rakka’da kurtarılan kadınların IŞİD’in zorla giydirdiği peçelerini çıkartarak yakmasında görüldüğü gibi özgür kadınının arayışı var. Arap, Süryani, Türkmen ve Kürt halklarının birleşik direnişi ve devriminin tün Ortadoğu’yu saran ateşi var. Rojava devrimi kendini aşarak bütün Kuzey ve Doğu Suriye halklarının yaşadığı bölgelere yayılması ve birleşik, bölgesel bir devrime kapı aralaması gerçekliği var.

Bugün IŞİD’in bitirilmesi ve Deyr ez Zor özgürleştirilmesi hamlesinde esas payeyi kendilerine biçmeye çalışan emperyalistlerin, önceleri ÖSO ve Türk devletiyle, belli bir dönem boyunca IŞİD’le ilişkilerini, keza Deyr ez Zor hamlesini pazarlık konusu yaptıklarını elbette kimse unutmaz.

Efrin’in Türk devleti tarafından işgal edilmesine sessiz kalan ABD ve koalisyonun, bugün bir parçası işgal edilen Rojava ve Kuzey Suriye devriminin kazanımlarını ve IŞİD‘i bitirmelerini kendi hanesine yazma çabaları bu büyük onura ortak olma amaçlıdır.

IŞİD’İN ARDINDAN

IŞİD çetelerinin Suriye ve Rojava topraklarında ellerinde her hangi bir kurtarılmış alan kalmayacak şekilde temizlendiği bir gerçek ise bundan sonra ne olacağı da bir o kadar merak konusu. DSG’nin elinde 3 bin 500’e yakın çeşitli ülkelerden çete mensubu bulunmaktadır. Demokratik Suriye Meclisi bu konuda bir çok görüşme yaparken Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi yurt dışından IŞİD çetelerine katılanların ülkelerine teslim edilmesi için çağrılarını sürdürüyor.

İki yüzlü emperyalist devletler, mevcut Rojava ve Kuzey Suriye yönetimine meşruluk kazandıracağı gerekçesiyle, çetelerin tutuklu bulundukları topraklarda, uluslararası bir mahkemede yargılanması önerisine de yanaşmıyorlar. Bu katiller sürüsünü dünyanın başına bela edenler, şimdi tüm günahlarıyla birlikte çeteleri devrim güçlerinin omuzlarına bırkamaya çalışıyorlar. Bu konuda manevra imkanları henüz tükenmiş değil. Katilleri bir uluslararası mahkemede yargılamak, onlara yardım eden, işbirliği yapan başta Türk faşist diktaktörü Erdoğan ve çetelerinin de ipliklerinin pazara çıkartılmasına hizmet edebilir.

KADIN ELİYLE ÖLMEKTEN KORKANLAR, KADIN DEVRİMİNE TESLİM OLDULAR

Rojava Kadın Devrimi, Ortadoğu da bin yıllardır kök salmış erkek egemen zihniyetine ve onun taşıyıcılarına karşı kadınların özgürlük cephesidir. Bu cephe Arinlerin, Saryaların, Avestaların, Destanların, Şevinlerin, Viyanların ve daha binlerce kadın savaşçıların kanları ile kazanıldı. Sokaklarda, kurumlarda her yerde artık kadının rengi var. Bu coğrafyaya bu rengi sağlayan Rojava kadın devriminin özgürlük savaşçılarıdır. Katiller sürüsü IŞİD’in köleleştirmek istediği kadının özgür ve silahlanmış iradesidir, bu gün o çeteleri tek sıraya dizip tutuklanma merkezlerine götürenler. Bu kadın iradesinin de zaferidir. Kadının askeri alandaki bu kimliğini de, toplumsal alandaki rolünü de değiştiren ne koalisyondur ne ABD’dir. Kuzey ve Doğu Suriye’de kadının özgürlüğü yine kadının kendisi tarafından bedel ödeyerek, savaşılarak kazanılmıştır. Bu zafer 8 Mart’a yürüyen kadınların erkek egemen IŞİD çetelerine karşı onur ve özgürlüğünü savunma zaferidir. Şengal’den Kobanê’ye direnen kadınların ve savaşçıların zaferidir.

Rojava, Kuzey ve Doğu Suriye cephe savaşı bakımından vahşet çetelerini yok ederek topraklarını özgürleştirdi. Bu halkın bağrından çıkan on binlerce Kürt, Arap, Süryani, Aşuri, Türkmen, Ezidi halklarına mensup savaşçılar, dünya tarihine büyük bir sayfa açarak kazandıkları bu zafer ile ezilenlerin umudu olmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu zafer örgütlenmiş halkların kardeşliğinin zaferidir.

ETHA