Buldan: 4 Kasım Darbesi 15 Temmuz darbe girişiminin devamıdır

Buldan: 4 Kasım Darbesi 15 Temmuz darbe girişiminin devamıdır

HDP Eş Genel Başkanı Buldan yaptığı açıklamada, “4 Kasım partimize yönelik gerçekleştirilen rehine operasyonu, demokratik siyasete yönelik bir operasyondur. 15 Temmuz darbesi niteliğinde ve bunun devamını sağlayan bir darbe olarak nitelendirebiliriz” dedi.

4 Kasım 2018 – HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, HDP’ye yönelik 4 Kasım Darbesi’nin 2. yılına ilişkin HDP Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

4 KASIM HALKA KARŞI YAPILAN SARAY OPERASYONUDUR

Basın toplantısında ilk konuşan Pervin Buldan, “Bugün 4 Kasım. 2 yıl önce bugün 4 Kasım 2016 tarihinde Eş Genel Başkanlarımızın, milletvekili arkadaşlarımızın bir gece yarısı operasyonuyla gözaltına alınarak tutuklanmalarının ikinci yıl dönümü. İki yıldır, demokratik siyaset yapan, 6 milyonun oyunu almış, Parlamento’nun 3. büyük partisinin milletvekillerine, eş genel başkanlarına, belediye eş başkanlarına ve tüm siyasetçilerine yönelik yapılan operasyonunun 2. yıl dönümündeyiz. 4 Kasım partimize yönelik gerçekleştirilen rehine operasyonu, demokratik siyasete yönelik bir operasyondur. 15 Temmuz darbesi niteliğinde ve bunun devamını sağlayan bir darbe olarak nitelendirebiliriz. 15 Temmuz darbe girişiminin devamı niteliğinde olan bu operasyon HDP’yi kriminalize etme operasyonudur. Bu aynı zamanda halka karşı yapılan bir saray operasyonudur 4 Kasım operasyonu. Eş zamanlı olarak 9 savcının görev aldığı ve gece saatlerinde herkesin evine yapılan bir anda düğmeye basılmış operasyon, Saray’dan emir verilen bir operasyondur. Özellikle şunu hatırlatmak isteriz. Kürt halkı 2 Mart tarihinde DEP darbesini yaşadı. 2 Mart’taki darbeyi DGM eliyle yapanlar, 4 Kasım’da aynı darbeyi Saray darbesi olarak hayata geçirdiler. Bu Saray darbesinin AKP emri ile yapılan bir operasyon olduğunu söylemek isteriz” dedi.

Dokunulmazlıkların kaldırılması ile darbe için düğmeye basıldığını ifade eden Buldan, “Burada hedef demokratik siyaseti tasfiye etmek ve halkların barış ve demokrasi umudunu söndürmekti. 4 Kasım Darbesi 7 Haziran gecesi yapılan AKP-MHP derin ittifakının sonucu olarak hayata geçmiştir. Bu derin ittifak ve bununla başlayan darbe süreçleri, Türkiye tarihe kara leke olarak geçmiştir” diye belirtti. 4 Kasım operasyonu ile Türkiye’nin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını vurgulayan Buldan, “Selahattin Demirtaş, özellikle halklara umut veren bir liderdi ve onu rehin alarak bu cesaretini kırmak istediler. İki kez Cumhurbaşkanı adayı olan Demirtaş halkların umuduydu. Bu umudu kırmak için Demirtaş iki yıldır rehin tutuluyor. Figen Yüksekdağ, kadın direnişinin umuduydu ve bu umudu kırmak için iki yıldır sevgili Yüksekdağ’ı rehin tutuyorlar. Sevgili İdris Baluken, demokratik barış ve müzakere sürecinin cesaretli savunucusuydu, onu da rehin tutuyorlar. Gültan Kışanak, 12 Eylül vahşetinden direnişle çıkan ve yerel yönetimlerde tüm kadınlara ve halklara umut veren bir direnişçiydi ve o yüzden onu rehin tutuyorlar. Sebahat Tuncel, Selma Irmak, Çağlar Demirel, Gülser Yıldırım, Burcu Çelik, Aysel Tuğluk, Bekir Kaya, Tuncer Bakırhan, Edibe Şahin, Nurhayat Altun, Ferhat Encü, Abdullah Zeydan. Bu insanlar, kendilerini halkımızın mücadelesine adayan arkadaşlarımızdı” diye konuştu.

‘OPERASYON KORKTUKLARININ GÖSTERGESİ’

Buldan, “Burada ismini sayamadığımız, onlarca yüzlerce aynı amaçla mücadele eden rehin tutulan arkadaşımız var. Bu mücadeleden korktuklarının bir göstergesi olarak bu rehine operasyonunu yaptığını çok iyi biliyoruz. Arkadaşlarımızın kararlılığından, mücadelesinden, barıştan, demokrasiden korktuklarını biliyoruz. Halkların iktidar yürüyüşünden korktular ve bu operasyonları bunun için gerçekleştirdiler. 4 Kasım operasyonu ile HDP’nin bir şekilde bitirileceğini ve HDP’ye oy veren insanlar başta olmak üzere herkesin diz çökeceğini düşündüler. Oysa HDP gün geçtikçe büyüyen, çoğalan, halklara umut veren, cesaret veren bir parti olmaktan asla yılmadı, asla bundan vazgeçmedi. Biliyorlar ki HDP, Demirtaş ve Yüksekdağ milyonlardır. Cezaevinde rehin olarak tutulsalar bile bu insanlar milyonlara cesaret verdiler” dedi.

‘KATLİAMCILAR DIŞARIDA ARKADAŞLARIMIZ İÇERİDE’

Tutuklu HDP’lilere oy verenlerin umut ve cesaret kaynağı oldukları bilindiğini söyleyen Buldan, “Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz: Bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Bu hukuksuzluk ve ahlaksızlığa derhal son verilmelidir. Roboskî, Gezi ve Soma’da halkı katledenler dışarıdayken, sadece siyaset yaptıkları için halkı savundukları ve demokratik siyaset yaptıkları için düşüncelerinden dolayı, konuştukları için içeride olan siyasetçilerin derhal serbest bırakılması gerekir” diye belirtti. İhaleye fesat karıştıranlar, hırsızlık yapanlar, yolsuzluk yapanlar bugün dışarıda olduğunu hatırlatan Buldan, “Bunun adı yargı değildir, hukuk ve adaleti ayaklar altına alan, iktidarın emir eri gibi çalışan yargıçlar şunu bilsinler ki adalet bir gün onlara da lazım olacaktır. Adalet bir gün bu işleri yapan bu işleri yapan yargıçlara da, AKP’ye de lazım olacaktır. Bu adalet ve hukuktan hiçbir şey beklemiyoruz, biz çözümü demokratik siyaset yapan halkımızdan bekliyoruz. AKP ve MHP koalisyonundan beklediğimiz bir şey yok. Ama şunu bilsinler ki uyguladıkları haksızlık, hukuksuzlar, bir gün kendi önlerine çıkacaktır. Bugün 4 Kasım’ın yıl dönümünde, içerideki arkadaşlarımıza buradan sevgi ve saygılarımızı yollarken bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını istediğimizi belirtmek isteriz. Onlar yalnız değildir, onlar Türkiye’nin umudu, cesaretidir. Cesaretten, umuttan, barıştan yana herkes onlara sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir” diye kaydetti.

‘ARKADAŞLARIMIZ ÖZGÜR KALANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ’

Buldan’ın ardından konuşan Sezai Temelli, “4 Kasım Darbesi’nin iki yılını geride bıraktık. 2 yıldır tutsak olan, ülkesinden, yurdundan uzak olan tüm arkadaşlarımı saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Onlar tutsak olsalar da barış ve demokrasi mücadelesine devam ediyorlar ve bizi cesaretlendiriyorlar. Onlar özgür kalana kadar mücadelemiz sürecek. Biliyoruz ki onlar özgür kalmadan biz de özgür değiliz, bu ülke de özgür değil. Bu iktidar demokratik siyaseti tasfiye etmek için uğraşıyor ve bunun yolunun HDP’yi tasfiye etmekten geçtiğini biliyor, biz de buna izin vermeyeceğiz. Bugün Demirtaş ve Yüksekdağ Eş Genel Başkanlarımız içerideyse, demokratik siyaset yaptıkları için içerideler. Bugün İdris Baluken 18 yıl ceza almışsa, barış, özgürlük ve demokrasi için, sözünü söylediği için ceza almıştır. Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmalardan dolayı ceza almış. Şu anda arkadaşlarımız tutsaklar ve FETÖ’cü savcıların fezlekeleri ile içerideler” ifadelerini kullandı.

REJİMİN ADI FAŞİZMDİR

Temelli konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün aramızda olmayan Osman Baydemir, Besime Konca, Ahmet Yıldırım, yitirdiğimiz İbrahim Ayhan, Leyla Zana, Tuğba Hezer Öztürk, Faysal Sarıyıldız. Bütün bu arkadaşlarımızın böyle bir zulümle karşı karşıya kalmalarının yegane nedeni, bu iktidarın zulümden, şiddetten beslenmesidir, barışa, demokrasiye yönelik tahammülsüzlüğüdür. İsmini sayamadığım yüzlerce arkadaşımız gözaltına alındı ve bir çoğu tutuklandı. 6 bin arkadaşımız şu an cezaevinde. 53 belediye eş başkanımız cezaevinde, 96 belediyemize kayyum atandı. Karşı karşıya olduğumuz bu rejimin adını koymamız lazım.. Bu otoriter rejim faşizmdir. Arkadaşlarımızın içeride olmasının nedeni bu iktidarın ömrünü uzatma çabasıdır. Bu yol, yol değildir, bu gidişat, gidişat değildir. Bu gidişata son vereceğimize söz veriyoruz. 26’ıncı dönem Cumhuriyet tarihinin bir hicap ve bir utanç dönemidir, toplumun siyasi iradesine karşı Meclis eliyle yapılan bir darbedir. Dokunulmazlıkların kaldırılması darbe uğraklarından biridir. Bir karşı darbenin adıdır. Darbe mekaniğine baktığımızda, bunun tecritle başladığını, Dolmabahçe masasının devrildiğini, Suruç Katliamı, Ankara Katliamı, Cizre Katliamı’nı bu darbenin içinde okuyabiliriz.”

“Dokunulmazlıkların kalkması, 15 Temmuz darbe girişimi, 20 Temmuz OHAL darbesi ve 4 Kasım demokratik siyasetine indirilen darbe” diyen Temelli, bütün bunların darbe mekaniğinin uğrakları, faşizmin kurumsallaşması için şer ittifakının yarattığı süreç olduğunu vurguladı. FETÖ fezlekeleri, Saray rejimi ve Ergenekon’un bir araya gelerek oluşturduğu bu ittifak, demokratik siyaseti tasfiye etmeye yönelik olduğunun altını çizen Temelli, “Bu senaryoya, bu gidişata hep birlikte dur diyeceğiz. Savaşa karşı olanlar, Barıştan yana olanlar, demokraside buluşanlar en kısa sürede bu iktidara gereken cevabı verecekler. Bugün tüm halkımızı vekillerine, siyasi iradesine, sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

Temelli konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Bu gidişata dur diyemezsek bu ülke hepimiz için büyük bir cezaevine dönüşecek. Nasıl ki Ortadoğu ve bu ülkede çözümsüzlüğü dayatanlar, tüm haklarımızın insanlarımızın özgürlüklerimizi gasp edenler şiddet ve savaştan besleniyorsa, demokrasi ve barıştan yana olan bizler de yan yana geleceğiz ve bu ülkeye reva görülen bu rejime son vereceğiz. 4 Kasım bu ülke için bir utanç tarihidir, bu utancı temizlemek hepimizin boynunun borcudur. 27. dönem Parlamentosu bir an önce bu adımı atmalıdır ve Leyla Güven bir an önce serbest bırakılmalıdır. Bu utancı temizlemek bu Parlamento’nun en önemli önceliği olmalıdır. Bir an önce arkadaşlarımızın serbest bırakılma çağrısını yapıyoruz.”