HDK-A Kadın Meclisi: Şiddete ve diktatörlüğe HAYIR!

HDK-A Kadın Meclisi: Şiddete ve diktatörlüğe HAYIR!

BRÜKSEL(05.03.2017)-HDK-A Kadın meclisi yaptığı açıklama ile şiddete ve diktatörlüğe HAYIR dedi. Açıklamayı aynen yayınlıyoruz.

Bin yılların kölelik zincirlerini kıran 8 Mart’ın baharla gelen muştulu yüzüne bakıyor gözlerimiz… Bundan tam 160 yıl önce Chicago’lu kadınlar; sosyal hakları, uzun ve kötü çalışma koşullarına karşı  ve hak ettikleri ücret talepleri için mücadeleye kalkıştıklarında karşılarında erkek egemen kapitalizmin kapı bekçilerini gördüler… Yılmayan mücadele azimleri ile asla teslim olmadılar.  Onların ellerindeki özgürlük ve eşitlik bayrağı Petrograd’lı, Madrid’li, Kobane’li, Cizre’li,Sur’lu  kadınların ellerinde onurla taşındı… Bugün bu bayrak ‘HAYIR’ haykırışları ile tek adam rejimine karşı mücadele eden kadınların ellerinde dalgalanmaktadır. Eşitlik ve özgürlük mücadelemizin özgücünü ve iradesini kuşanan Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Abhaz, Çerkes, Arap,Ezidi,Alevi, Süni işçi emekçi kadınlar ; faşist AKP-Erdoğan iktidarının tüm katliamlarına, baskı ve şiddetine karşı ortak bir kadın iradesi büyütüyorlar. Onlar ; Chicago’ dan Cizre’ye bir direniş geleneğinin yıkık bodrumlarda, yangınlarda büyüyen öfkesini kadını hiçleştiren tüm saldırılara karşı, barikat barikat çoğaltacak olanlardır.  AKP faşizmi kadınlara savaş ilan etti! Türkiye ve Kürdistan’da AKP-Erdoğan iktidarının kadınlara yönelik gerçekleştirdiği saldırılar bir yandan kadın kurumlarının mühürlenmesi ve başta HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ olmak üzere, Kuzey Kürdistan’da belediyelere kayyum atanarak yerel kadın yanlı uygulamalarından dolayı özel de kadına yönelik bir saldırı olarak Belediye Eş Başkanlarının ve seçilmiş kadın öncülerin tutuklanması ile örgütlü kadın mücadelesine yönelirken, bir yandan da gerici yaşam dayatması ile nasıl giyinileceğine dahi müdahaleyi ön gören saldırıları kapsıyor. OHAL, KHK’lar ile yönetilmeye çalışılan, başkanlık sistemi ile dayatılan tek adam diktatörlüğü, halklarımıza işçi ve emekçilere gençlere ve kadınlara çok çeşitli biçimde saldırılar ve katliamlarla el ele yürütülüyor. Artan kadın cinayetleri, taciz, tecavüz, kadına yönelik şiddet vakalarından, trans cinayetlerinden, artan homofobi ve transfobiden biliyoruz bu sürecin biz kadınlar için ne anlama geldiğini. Tek adam rejimi ile dayatılan, kadının mutlak köleliğidir!  Bizler biliyoruz ki ‘OHAL’de, Anayasada ve hayata geçirmeyi planladıkları tüm politikalarında toplumun erkek egemen yapısını, cinsiyetçi önceliklerini baştan aşağı dönüştürmeyi hedefliyorlar. Bunun için, bizim irademizi ipotek altına alacak, bizi siyasetin nesneleri haline getirecek cinsiyetçi politikalara karşı ‘HAYIR’ diyoruz. Şiddete karşı direniş her yerde! Sadece Türkiye ve Kuzey Kurdistan‘da değil, yaşadığımız Avrupa topraklarında ve dünyada kadına yönelik şiddet gün geçtikçe artıyor. Kadın bedeni üzerinden tahakküm kurmayı amaçlayan politiklar sıklıkla gündemimiz olmayı sürdürüyor. Kürtaj hakkı fiilen engellenmeye çalışılıyor. Kadınların yaşam hakkı şiddetin türlü halleri ile gasp ediliyor. Tarih boyunca, kadınların ağır bedeller ödeyerek elde ettiği, bugün ki mevcut haklarımız bir bir ellerimizden alınıyor. Çıkartılan iş yasaları  ile, kadın emeği hiçleştirilmeye çalışılırken, güvencesiz çalışma koşulları en fazla işçi kadınlara dayatılıyor.  Mülteciliğin sorumlusu küresel kapitalizmdir! Yerlerinden yurtlarından edilen, gelecekleri ve yaşam umutları çalınan insanların direnişleri ve yeni yaşam arayışları meşrudur. Dünya topraklarını talan eden, diktatörlükleri besleyen ve mülteciliğe neden olan emperyalistler, mülteci akınından rahatsız oluyor. DAİŞ çetelerini bahane ederek Müslüman halklara ve mültecilere karşı ırkçılığı, halklar arasında çatışkı ve boğazlaşmayı tetikliyor.Her gün kıyılara cansız bedenlerin vurması, binlerce mülteci kadının taciz ve tecavüze uğraması, Avrupa topraklarına ulaşabilmiş 10 bini aşkın çocuk mültecinin “kaybolması” nın sorumlusu bu sistemdir!.. İşte bu yüzden 8 Mart direniş ve isyan çağrısıdır! Erkek egemen kapitalist dünyanın, kadın bedeni üzerinden yürüttüğü savaşa son vermek için direnmeye devam edeceğiz! Cinsiyetçiliği içselleştirerek varlığını sürdüren savaş güçlerine, diktatörlüklere karşı mücadelemizi ‘HAYIR‘ reddiyetiyle sürdüreceğiz. Kadınların tüm renkleri ile acılarını ve öfkelerini kuşanarak bir isyana dönüştüreceği 8 Mart’ta tek adam rejimine, baskı ve şiddete, kadını iradesizleştiren, yok sayan tüm politikalara, karşı varlığımızı’HAYIR‘ mücadelesinin sorumluluğu ile büyüteceğiz. 8 Mart’ta tüm meydanları kadın sesleri ile çoğaltmak için, isyanımızı büyütmeye! Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Faşizme, ırkçılığa, diktatörlüğe ve kadına yönelik şiddete karşı özsavunmaya! HDK-A Kadın Meclisleri Girişimi