HDK-Avrupa Girişiminden ‘’Bu Suca Ortak Olma’’ kampanyası

HDK-Avrupa Girişiminden ‘’Bu Suca Ortak Olma’’ kampanyası

HDK-Avrupa Girişimi, AB ve Türkiye arasında başta göçmenlik olmak üzere yapılan anlaşmalara karşı Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlediği bir basın toplantısıyla imza kampanyası başlattı. Toplantıda Avrupa kamuoyuna Türk devletinin Kürdistan’daki katliamlarına karşı tavır alınması istendi.

“İnsan hakları, demokrasi ve barış pahasına yapılan Türkiye’yle kirli anlaşmaya hayır! Demokratik değerleri koruyun” sloganıyla başlatılan kampanya için, Berlin Demokrasi ve İnsan Hakları Evi’nde (Haus der Demokratie und Menschenrechte) yapılan basın toplantısına HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDK-Avrupa Girişimi adına Alex Kalk, KCDK-E Eş başkanı Yüksel Koç, Sol Parti adına Tobias Pflüger ve Sol Parti Hamburg Eyalet Parlamentosu Üyesi Cansu Özdemir, HDK-Avrupa Girişimi ve AvEG-Kon Eşbaşkanı Baki Selçuk, HDK-Avrupa bileşenlerinden SYKP adına Kamber Erkoçak, SKB Berlin temsilcisi Seher Yeter, HDK Berlin ve Nav-Dem Berin temsilci ve çalışanları katıldı. Birçok kurum temsilcisinin de hazır bulunduğu basın toplantısında, Türkiye’ye Kürdistan’daki katliamlarından vazgeçme çağrısı yapılarak, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin de sessizlikleri eleştirildi.

‘ANLAŞMA GÖÇMENLİK KANUNUNA AYKIRI’

HDP-Avrupa Girişimi’nden Kalk, HDP Avrupa’nın kuruluş tarihine değinerek, kampanyaya ilişkin de şunları söyledi: “HDP Berlin Mayıs ayında bu imza kampanyasını başlattı. Şu ana kadar 2,500 imzaya ulaştı. Bu basın toplantısıyla biz bu kampanyayı bütün Avrupa’ya yayıyoruz. Bu anlaşma Avrupa’ya gelen göçmenlerin tekrar Türkiye’ye gönderilmesini kapsıyor. Bu anlaşma mülteci ve göçmenlik kanunlarına aykırıdır. Bizler de bugün burada bu anlaşmaya karşı itirazımızı yükseltecek bir kampanyaya start veriyoruz.”

Kalk, Almanya Federal Parlamentosu’nun Ermeni Soykırımı’nı kabul etmesine de değinerek, ”Bu kararla aslında kendi suçunu da itiraf etmiştir. Çünkü o dönem Almanya devletinin de payı var. Hem suçlarıyla yüzleştiler hem de tarihi bir suçu kabul ettiler. Bu olumlu bir karar. Ben Türkiyeli bir Ermeni olarak, geçmişte işlenen suçlarla ilgili değil bugün işlenen suçlarla, katliamlara ilgili de karar alınmasını istiyorum. Yoksa bu kararlar göstermelik olur” dedi.

Sol Parti adına Tobias Pflüger ise AB ile Türkiye arasında yapılan bu ilişkilere işaret ederek, “Bu anlaşma çözüm değil. Bu tamamen insan halklarına ve hukuka haykırıdır. Derhal bu anlaşmadan vazgeçilmesi gerekiyor” dedi. Pflüger, Türkiye’nin Kuzey Kürdistan’da yaptığı katliamları sert bir dille eleştirdi.

‘AB KATLİAMLARA KARŞI SESSİZ’

HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ise 2013 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan demokratik çözüm sürecinden sonra iki yıl boyunca çatışmalar yaşanmadığını hatırlatarak, şöyle devam etti: “Ancak 7 Haziran seçimlerine doğru AKP ve Erdoğan bir çatışmalı süreci başlatarak, tekrar ülkemizi çatışmalı sürece götürdü. O günden bu yana yüzlerce insan hayatını kaybetti, onlarca yerleşim yeri yerle bir oldu. Birçok yerde ‘sokağa çıkma yasağı’ uygulandı. Yüzlerce hak ihlali ve suç işlendi. Cizre’de diri diri yakılan insanlar, kadın bedenlerinin yerlerden sürüklenmesi bunlardan sadece birkaçı. Şu anda birçok yerde ‘sokağa çıkma yasakları’ devam ediyor. Kürdistan’da bütün bunlar yaşanırken bunlara sessiz kalan bir dünya, sessiz kalan AB ülkeleriyle karşı karşıyayız.”

Koçyiğit, şu değerlendirmede bulundu: “Evlerimiz başımıza yıkılırken, bütün yaşam alanlarımız talan edilirken ve iç göçe zorlanılırken, Avrupa bütün bunlara bir ses çıkarmayacak mı? Eğer çıkarmayacaksa AB o çokça yüksek perdeden demokrasi ve özgürlük meselesini yüzümüze bakarak, nasıl savunacak? AB ile Türkiye göçmenlik konusunda bir anlaşmaya vardı. Bu anlaşmanın her bir maddesi aslında insanlığa karşı bir suçu işliyor. Suriye’deki savaşların sorumlusu sivil insanlar değil. Onun için AB’ye gelen mültecileri barındırmak ve sağlık ve eğitim hazırlama yükümlülüğü var.

‘MİLYONLARI AŞACAĞNI UMUYORUM’

Kamplarda ise daha çok DAİŞ elemanları yetiştiriliyor. Diğer taraftan ise ülkenin yapasını değiştirilmesi için göçmenler kullanılıyor. Örneğin Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde kamplar kullanılıyor. Yine Silopi, Cizre hattında bir tampon bölge kurulmak isteniliyor. Amaç bir Arap kuşağı ve kemerini oluşturmaktır.”

Avrupa ülkelerini eleştiren Koçyiğit, şöyle konuştu: “Bugün Kürdistan’daki savaşa sessiz kalan bir Avrupa yarın daha büyük bir göçmenlik sorunuyla karşı karşıya kalacaktır. Onun için temel amaç mültecilerin gelişini engellemek değil, sorunların kaynağını bulmak ve çözmektir. Yani savaş ve çatışmaları engellemektir. Bunların barışçıl içerisinde yaşamak için imkanları seferber etmektir. Onun için de Suriye’de halkların özgür bir şekilde yaşaması için başlatacakları bir sürece bütün Avrupa’nın katkı sunmasını istiyoruz. Bunun yaygınlaşması için elimizden geleni yapacağız. Bunun için kampanyamıza destek veren, bundan sonra bu süreci götürecek bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bu kampanyaya bugünden itibaren startını verdik. Ben eminim ki, milyonları aşan destekle biz bu anlaşmayı halklar nezdinde boşa çıkaracağız.”

‘EYLÜL SONUNDA TOPLANAN İMZALAR VERİLECEK’

KCDK-E Eş başkanı Yüksel Koç da kampanyanın uygulamasına ilişkin şöyle bilgi verdi: “Avrupa’da, aralarında Alevi, Êzidî Müslüman, Süryani ve farklı inanç gruplarının de bulunduğu Kürdistan ve Türkiyeli 58 örgüt şu anda bu kampanyayı yürütüyor. Bu kampanya Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde yürütülüyor. Bütün şehir ve kasabalarda oluşturulacak komisyonlarla bu çalışma yürütülecek. Şu anda Avrupa’nın 6 dilinde bu kampanya yürütülecek. Bütün Avrupa kurum, sivil toplum örgütleri, partiler nezdinde bu çalışmalar Eylül sonuna kadar yürütülecek. Topladığımız bu imzaları Almanya başta olmak üzere kitlesel mitinglerle o ülkelerin parlamentolarına ve ilgili kuramlarına sunacağız.”

KAMPANYA MADDELERİ

İmza kampanyasının 5 maddesi şöyle:

“1. Türkiye’yle yapılan kirli anlaşmaya son! Erdoğan rejimine yapılan para ve silah sevkiyatlarına, diğer lojistik ve askeri yardımlara son!

2. Yakın bir tarihte AB tam üyeliği sözü vermek yerine, Türkiye hükümetine diplomatik baskı yapılmalıdır. Devlet terörü ve savaş nihayet son bulmalı, demokrasi ve barış sağlanmalıdır!

3. Avrupa’daki Türkiyeli ve Kürdistanlı örgütler üzerinde Türkiye’nin çıkarları adına yapılan baskılara son! Ortadoğu’da farklı kimlikleri ve inançları IŞİD çetelerine karşı savunan PKK AB terör listesinden çıkarılsın ve Almanya’da PKK yasağı kaldırılsın!

4. BM İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Cenevre Mülteciler Sözleşmesi’ne tutarlı bir şekilde uyulmalıdır! Yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalan mültecilere, insan onuruna yaraşır bir şekilde yardım edilmelidir!

5. Rojava’ya bir insani koridorun açılması ve Rojava’ya geri dönmek isteyen insanlar için serbest seyahat imkânları sağlanmalıdır!”