HDK Eş Sözcüsü Şenoğlu: HDK mayası tuttu

HDK Eş Sözcüsü Şenoğlu: HDK mayası tuttu

HDK’nin 9. Olağan Kurulu’nda HDK Eş Sözcülüğüne seçilen Sedat Şenoğlu’na göre, Türkiye’de sol, demokratik bir siyasi bilinçlenme var. Ancak bu bilinç, gündelik hayatta bir güç olarak var olamıyor. Şenoğlu, “HDK tam da bu. Kitleleri kendi sorunlarının çözümünde temel özne haline getirme aklı ve modelidir” diyor.

17 Ocak 2019 – Halkların Demokratik Kongresi, hafta sonu yaptığı kongre ile yeni bir dönemi başlattı. Geçmiş dönemin özeleştirisi vererek önümüzdeki dönem için planlamalar yapan HDK’nın temel hedefi meclisleri kurmak, örgütlülüğünü güçlendirmek. Yanı sıra Türkiye siyasetinin temel gündemlerine dair de kararlar alan HDK, kongrede yeni yönetimini de belirledi. Gülistan Kılıç Koçyiğit HDK Eşsözcülüğüne devam ederken, diğer eşsözcü ise Sedat Şenoğlu oldu. Genel Meclis ilk toplantısında yürütme kurulu üyelerini de belirleyecek.

HDK Eşsözcülüğüne seçilen Sedat Şenoğlu ile kongreyi ve HDK’nın yeni dönemini konuştuk. Şenoğlu’nun ETHA’nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Sizi tanıyalım?

Türkiye sol/sosyalist hareketin bir geleneğinden geliyorum. Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nde uzun zamandır, yöneticilik deneyimlerim oldu. Gazeteciyim aynı zamanda, basın alanında çalışma deneyimim var. Son iki yıldır da HDK içerisinde çalışma yürütüyorum. Yürütme kurulu üyesiyim aynı zamanda, HDK’yi büyütme ve geliştirme çabasının bir neferiyim.

HDK’nın kuruluşunun üzerinden 7 yılı aşkın zaman geçti. Bu 7 yılın ardından HDK’ya dair neler söylersiniz?

HDK 2011 yılında mücadele hayatına başladı, tarihsel bir kesitte kuruldu. Kürt hareketi ile sosyalist hareketin birliği sorunu güncel bir sorundu. HDK ile önceki birikimleri de kapsayarak sol, sosyalist hareket, yurtsever hareket ve demokrasi güçlerinin birliği için yeni bir form ve düzey yaratılmış oldu. O dönem HDK, büyük bir heyecan ve ilgiyle karşılandı. O yıllardan sonra içinden HDP gibi bir siyasi partiyi çıkardı. Türkiye siyasetinde yeni bir dönem başlamasına yol açan bir siyasal hamle oldu. HDK bir maya oluşturdu ancak hayat içerisinde HDP gibi bir siyasi varlığın ortaya çıkmış olması HDP’ye doğal bir ilgi yarattı ve HDK’nin hemen tüm gücü, kadroları, deneyimi, birikimi HDP’ye aktarılmış oldu. Böylece HDK toplumsal devrimin altyapısını örgütleme ekseninde bir zayıflama dönemine girdi. Bir anlamda deyim yerindeyse altı boşaldı ve bu süreç hala aşılabilmiş değil. Ama her şeye rağmen iddiasını, misyonunu koruyor, hedeflerine hala bağlı. Hayatta kalmayı başardı, çünkü maya tutmuştu.

Kadın özgürlük mücadelesinin yıllardır biriktirdiği deneyime ve gücüne yaslanan HDK Kadın Meclisi, kadınların eşit temsiliyeti ile kadınların siyasetteki varlığının güvencelerinden biri oldu. Aynı zamanda kadın hareketinin değişik gündemlerinde kadınların ortak refleks ve eylem hattının örülmesinde sorumluluk üstlendi. Farklı kesimlerden kadınların buluştuğu ve kadın öfkesini isyana çevirdiği zeminde durdu. Aynı zamanda kadınların enerjisinden ve dinamizminden de güç aldı. Dolayısıyla hem toplumsal devrimin hem de kadın devriminin maya tutmasını kendine sorumluluk edindi.

Bu mayanın kavranması bir anda olacak bir şey değil. Kongre yeni bir form. Türkiye’de politik parti tarzında örgütlenmelere alışık olunduğu için kongre formunun kavranmasında sorun yaşandı. HDK bunun giderilmesi için girişimlerde bulundu. Temel yapısı olan meclisleri kurmaya dönük adımlar attı, ancak ne yazık ki hala güçlü bir örgütsel yapılanma inşa edebilmiş değil. Ara dönemde yaptığımız çalıştaylarda ortaya çıktı ki, HDK zihniyetinde örgütlenme çok yaygın siyasi bir fikir oluşturdu. Herkes HDK’lileşmeye başladı. Meclisleşme olarak ifade ettiğimiz örgütlenme tarzı genel kabul gördü. Herkes kendi amaçları doğrultusunda bu formu kullandı ama HDK nezdinde birleştirme ve yaygınlaştırma ne yazık ki sağlanamadı.

TAM DA HDK ZAMANI

Bu fikrin pratiğe geçirilememesinin temel nedenleri neler?

Birkaç nedeni var. Kongre formu Türkiye siyasetince denenmiş bir form değil, yeni bir form. Benimsenmesinde, kavranmasında, anlaşılmasında bir sorun vardı. İkincisi; sol sosyalist hareket ve Kürt özgürlük hareketinin politikada sonuç elde etme yönelimi var. Yani kısa dönemli başarılara, taktiksel hamlelere kilitlenmiş durumda. Oysa HDK çok daha stratejik bir model ve anlayış. Toplumsal temelde örgütlenmeye dayanıyor. Toplumun ezilen ve sömürülen kesimlerinin birliğini hedefliyor. Üçüncüsü; HDK bileşenlerinin deneyimlerini, birikimlerini, yeteneklerini, kadrolarını ve kitlelerini HDK çalışmasına yönlendirmesi gerekiyordu. ‘HDK büyüdükçe partiler ve örgütler de büyür’ fikri çok kabul edilemedi. Tabi, Türkiye’deki sol, demokratik güçlere çok kapsamlı saldırılar gerçekleşti, ciddi bir kadro kaybı yaşandı. Yığınların örgütlü mücadeleye ilgisinde ve kitle hareketinde de daralma oldu. Tüm bunların birleşmesiyle HDK bir sınırda kalmış oldu.

Biz tabi bu gerçeğin farkındayız. Daha önce yaptığımız çalıştaylarda ve bu kongremizde bu somut olarak tarif edildi. 2017 Mayıs ayında HDK’yi masaya yatırdık, tüm bileşenlerimizle ikili görüşmeler ve sonrasında çalıştay yaptık. HDK’nin iddia yetmezliği meselesi nedir, hatta gerekli mi gereksiz mi sorusunu bile sorduk. O zaman tüm bileşenler tam da HDK’ye ihtiyacın arttığını söyledi. HDK’nin varlığı, hiçbir bileşenimizin stratejik görüş açısında tartışma konusu değil. Bu heyecan ve güven yarattı. Ama bu söylem ne yazık ki pratiğe dönüşmedi.

Yine de hala tam da HDK zamanı diyoruz. Çünkü Türkiye’de sol, demokratik bir siyasi bilinçlenme var. Seçimler vesilesiyle de bunu görüyoruz. Milyonlar siyasi tercihlerini HDK’nin de içinde olduğu demokratik cepheye yapıyorlar. Fakat bunu günlük hayatın gücü haline getiremiyorlar. Rejimin saldırıları karşısında bu cepheyi toplumsal direniş kuvveti olarak sahiplenemiyorlar. HDK tam da bu. Kitleleri kendi kaderlerine, geleceklerine sahip çıkma, kendi sorunlarının çözümünde temel özne haline getirme aklı ve modelidir. Bu gerçeklik var olduğu için biz de iddiamızı hala koruyoruz.

KONGRE LEYLA GÜVEN’E ATFEDİLDİ

Kongre hedefleriniz ve beklentileriniz salona yansıdı mı ve kongreden nasıl sonuçlar açığa çıktı?

Kongreden memnun ayrıldık. Çok ciddi bir ilgi gördü, nicelik olarak da ölçülebilir, 600’e yakın katılım oldu. Kongremiz çok enerjikti. Yeni bir umut ve yeni bir ruh şekillendi. İçerik açısından zaten çok somut bir hazırlığımız vardı. Kongre’de de temel başlıklarda kararlar alındı. En başta Leyla Güven’de somutlaşan açlık grevi direnişi güçlü bir şekilde sahiplenildi ve Kongre de Güven’e atfedildi. Tek adam rejiminin şiddeti olağanlaştırma politikalarına karşı direniş, kararlarımızdan bir tanesi. Toplumsal muhalefetin en güçlü damarı kadın özgürlük hareketi. Bir gün önce zaten başarılı bir kadın konferansı yapıldı. HDK kadın özgürlük mücadelesinde kendi rolünü daha güçlü oynama kararlılığını yinelemiş oldu. Ekonomik ve mali kriz bir diğer başlıktı. Biz bu krizi gelip geçici bir kriz olarak görmüyoruz, yapısal bir kriz olarak görüyoruz. HDK buna karşı mücadeleyi de belirlemiş oldu. Yaşadığımız kriz, dünyadaki küresel kapitalizmin yapısal krizidir, sadece mali ekonomik kriz değil, toplumsal, siyasal, ideolojik bir krizdir ve kapitalizmin de Türkiye’deki tek adam rejiminin de bu krize bir çözümü yok. İşçi sınıfının eylemleriyle daha güçlü bir dayanışma kararı aldı kongremiz. Tabi ki Suriye’deki savaş ve Rojava devriminin boğulmasına dönük girişimlerine karşı direniş bir diğer başlığımızdı. Ekolojik yıkıma karşı da mücadele kararı aldı. Kongremizin şiarı zaten, ’emek, barış, özgürlük, toplumsal direniş’ idi. Kongre, toplumsal muhalefetin demokratik birliğini sağlama, rejime karşı tüm itirazları birleştirme hedefini önüne koydu.

Bu birliği sağlamak için somut bir planlama var mı?

HDK’nin zaten işleyen bir süreci var. 24 Haziran sürecinde HDP’nin ekseninde anti-faşist örgütlenmenin temel sağlayıcılarından biriyiz. Bir önceki kongremizin de temel amaçlarından biri anti-faşist cepheyi örgütlemekti, 24 Haziran seçimleri sürecinde somut olarak gerçekleştirdik. Yerel seçimlere hazırlık için de “Demokrasi Buluşmaları” gerçekleştirdik. Sadece HDP, HDK bileşenlerinin değil, daha geniş bir ittifakın katıldığı buluşmalar oldu. Yerel demokrasi kurumlarını inşa etmeye dönük çalışmalar yürüttük. Hala bu temelde çalışmalar yürütmeye devam ediyoruz.

Somutlaşan iller var mı peki?

14 ilde buna ilişkin toplantılar yapıldı, buluşmalar gerçekleştirildi. Şubat ayı içerisinde de bu buluşmaların merkezi bir konferansını yapmayı düşünüyoruz. Seçim ile ilgili hazırlığımız var ama biz bir parti değiliz, parti gibi de davranamayız. Partiler arası ittifaktan ziyade toplumda ittifak sağlamayı istiyoruz. Adayların kim olduğundan ziyade yerelden halk nasıl sorunlar yaşıyor, nasıl çözüm istiyor bunlara cevap bulmak istiyoruz.

YENİLENME YERELE DÖNME, YERELDE OLMAK BİZİM İÇİN

AKP seçim sürecini kendi sistemini onaylamak için referanduma dönüştürmek istiyor. HDK seçim sürecinde ne yapacak, nasıl kitlelere gidecek?

Seçim döneminde Kürdistan bakımından kayyum politikalarını boşa çıkarmak, oradaki belediyeleri geri alma hatta aldığımız belediyelerin sayısını arttırarak geri alma politikamız var. Batı’da ise, AKP-MHP faşist blokunu geriletme ve kaybettirmek istiyoruz. HDP’nin öznesi olarak seçim çalışması yürüteceğiz, geçmişte de yürüttük zaten. Ama bu çalışmaları yürütürken özgün amaçlara ulaşmak istiyoruz. Bizim politikamız seçim eksenine dayanmıyor, yerel demokrasi eksenli siyasi varoluşu yaratmaya çalışıyoruz. Halk meclislerini kurmak istiyoruz, seçimlerden sonra da devam edecek süreklilik arz eden halkın kendi kararlarını kendisinin alacağı, kendisini denetleyeceği bir mekanizmalar inşa etmek istiyoruz. İtirazı olan, arayışı olan ve çözüm isteyen her kesimi bu mekanizmalara katmak istiyoruz.

HDK Sonuç Bildirgesi’nde “Başladığı kararlılıkla, yenilenerek ve yinelenerek devam edilecek” deniyor. HDK nasıl, hangi biçimlerde devam edecek bu yolculuğuna?

HDK, meclislerle iradesini daha somutlaştırmak zorunda. Türkiye’de partilerle politika yapma tarzı HDK’yi de baskı altına alıyor. Politik bir parti gibi davranmaktan kurtulmalıyız. Yüzümüzü her bakımdan yerele döndürmek, yerelde var etmek önemli. Yerellerde gerçeğin nesnel zeminiyle buluşabildiğimiz ölçüde çözüme de ulaşırız. Yenilenme yerele dönme, yerelde olmak bizim için.

Sonuç bildirgesinde yine “Devrimi toplumun kılcal damarlarına nüfuz ederek kazanacağız” deniyor. Buna dair değerlendirmeniz nedir?

Devrimi halk yapar, partiler, örgütler yapmaz. Halk da bizim en temel zeminimiz. Orada örgütlenmeyen, orada bir akla, bilince dönüşmeyen hiçbir siyasi proje amaçlarına ulaşamaz. Devrim görüş açısının yaklaşımı da böyle zaten. Mevcut sistem kendi hegemonyasını sağlarken toplumun kılcal damarlarına kadar iniyor. Bunu zorla, ikna ederek, kandırarak bir biçimle yapıyor. O zaman değişimi, direnişi oradan başlatmak lazım. Türkiye’nin herhangi bir yerine gidelim insanların cinsiyetlerine, yaşamlarına dönük saldırılar var mevcut iktidar tarafından. HDK, masabaşında kurulmuş bir şey değil. Ezilenler ortaya çıktığından beri mücadelelerinden geliyor. Devrim gibi büyük bir iddia ancak böyle inşa edilir.