Hrant Dink 12. yılında anıldı

Hrant Dink 12. yılında anıldı

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 12. yılında anıldı.

19 Ocak 2019 – İstanbul – Agos Gazetesi kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 12. yılında katledildiği Agos Gazetesi önünde anıldı.

Agos gazetesi binasına “Adalet istiyoruz. Hrant 12”, “Vazgeçmiyoruz Ahparig!” ve “Hrant için adalet için” pankartları asıldı.

Anmaya HDP milletvekilleri Garo Paylan, Ahmet Şık, Filiz Kerestecioğlu, Oya Ersoy, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan, Sanatçı Nur Sürer, Cumartesi Anneleri, aralarında ESP Genel Başkanvekili Şahin Tümüklü, HDP, Halkevleri, EMEP’in de aralarında olduğu siyasi parti, demokratik kitle örgütleri katıldı.


YOLLAR POLİSLER TARAFINDAN KAPATILDI

Anmanın yapıldığı alana çıkan yollar araç trafiğine kapatıldı. Anmaya gelenler ellerinde “Hrant için adalet için”, “Yaşasın işçilerin dayanışması, halkların kardeşliği”, “Hepimiz Hrant’ız” dövizleri ile Dink’in fotoğrafları taşınarak alana girdi.

ERMENİCE AĞITLAR YÜKSELDİ

Dink’in vurulduğu gazete binası önünde mum ve karanfiller bırakılırken, Ermenice ağıtlar seslendirildi, “Hrant için adalet için”, “Buradayız Ahparig”, “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniz” , ” Faşizme inat kardeşimsin Hrant” sloganları atıldı.

Batman’da zorunlu askerliğini yaparken katledilen Sevag Balıkçı’da unutulmadı.

OSMAN KAVALA MESAJ GÖNDERDİ

Anmada Hrant Dink’in arkadaşı tutuklu iş insanı Osman Kavala’nın gönderdiği mesaj okundu. Kavala, Silivri’de olduğu için bu yıl ki anmaya katılamamaktan duyduğu üzüntüyü iletti. “Hrant için adalet talep etmenin ne kadar önemli olduğunu görüyorum. 12 yılında önce burada insanların kardeşlerine ne kadar kolay silah doğrultabileceğini gördük” diyen Kavala, bu ülkede katledilen insanlar ve onların çocukları için adalet çağrısı yaptı.

’12. KEZ SENİ ARAMIZDAN ALAN KARANLIĞA İNAT…’

Hrant Dink’in arkadaşları adına ortak açıklamayı 70 yıl önce katledilen Sebahattin Ali’nin kızı Filiz Ali okudu. Filiz Ali, “12. kez seni aramızdan alan karanlığa inat senin kurduğun gazeteden sesleniyoruz” dedi. “Bizi acılarda akraba edenlerin kurdurduğu ve ne yazık ki her geçen gün büyüyen geniş ailemizin en eski üyelerinden biri olarak sesleniyorum bugün sana” diyen Filiz Ali, babası Sabahattin Ali’nin, 1948 yılında Ankara’dan İstanbul’a doğru yola çıktığını ve bir daha geri dönmediğini söyledi.

“Gözaltında kaybedilen ve akıbetini hala bilemediğimiz babam ne yazık ki bu ülke tarihinin ne ilk ne de son kaybı oldu. Babamı ‘milli hislerle galeyana geldiği için’ öldürdüğünü söyleyen katilin, seni öldüren ve sonrasında bayrağın önünde poz veren katilden farkı yoktu” diyen Filiz Ali, katliamın bugüne kadar gelmiş geçmiş iktidarlar tarafından ısrarla aydınlatılmadığını belirtti.

Filiz Ali, babasının hunharca öldürülmesinin yarattığı dehşet ve korkunun, toplumu suskunluğa sevk ettiğini ve muhalefeti sindirmek isteyenlere de cesaret verdiğini söyledi.

“Her on yılda bir tekrarlanan askeri darbeler ile karanlık güçler denen, aslında içimizden birileri, diğerlerini yok etmeye devam ettiler. Öldürülen gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, bilim insanlarının ardından toplumda gitgide derinleşen ve hiç bir biçimde tedavi edilemeyecek yaralar açıldı” diyen Filiz Ali şöyle devam etti:
“Onat Kutlar, Metin Göktepe, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy bize Ocak soğuğundan bakıyorlar, bugün burada bizimleler. Yasemin Cebenoyan Aralık’tan bakıyor bize. Şubat’ın ayazında Abdi İpekçi var.

“Babam kayıptır dedim, Cumartesi Anneleri / İnsanları 1995 yılından beri Galatasaray Meydanı’nda babamın, 1915, 24 Nisan’ında İstanbul’da gözaltına alınarak trenlere bindirilen Ermeni aydınlarının, 70’lerden beri Türkiye’de kaybedilen yüzlerce insanın akıbetini soruyorlar, Türkiye tarihine bir hakikat meydanı armağan eden bu insanlar kar kış, saldırı, gözaltı dinlemeden on yıllardır kayıplarını sormaya devam ediyorlar. “

Hrant Dink’e seslenen Filiz Ali, aradan geçen yıla ilişkin iyi haber vermek istese de “Yazarlar, kültür insanları, siyasetçiler, gazeteciler hapiste, haklarında iddianame bile hazırlanmadan, neden olduğunu bilmeksizin cezaevinde aylarını, yıllarını geçiriyorlar. Uluslararası mahkeme kararları hiçe sayılıyor, imzacısı olduğumuz sözleşmelere uyulmuyor, hukuksuz bir hukukla insanlar özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor” dedi.

“Cumartesi Anneleri / İnsanları artık meydanlarında değil, ara sokaklarda toplanıp soruyorlar kayıplarının akıbetini. Babamın kaybedilmesinden 70 yıl sonra gelinen noktada toplum, toptan pasifize edilmiş, her türlü haksızlık, hukuksuzluk, cinayet ve dehşeti kanıksamış durumda” diyen Filiz Ali, umutsuz olmadıklarını ve susmadıklarını söyleyerek “Bir yere gitmiyoruz, vazgeçmiyoruz. Seni öldürdüklerinde henüz çocuk olanlar bugün burada, aramızda, öldürülmenizin peşine düşüyorlar, soru soruyorlar, susmuyorlar” diye konuştu.

‘BİZ BİTTİ DEMEDEN BU DAVA BİTMEZ’

Dink’in arkadaşlarından Bülent Aydın, Mart ayında Hrant Dink’in mahkemesinin 88. duruşmasının yapılacağını hatırlatarak başlattıkları adalet mücadelesinin başka adalet arayışlarına güç verdiğini kaydetti.

Aydın, ‘Vur emrini’ kimin verdiğini, katillerin nasıl korunduğunu bilmediklerini ve 12 yıldır bu meydanda haykırdıkları gibi mahkemede de “Biz bitti demeden bu dava bitmez” dediklerini söyledi.

Hrant Dink’i anmanın yolunun onun mücadele yolundan geçtiğini vurgulayan Aydın, “Hrant Dink içimizdeki acı kadar umudun da simgesidir” diyerek barışa inanan insanlar olarak “Faşizme inat kardeşimsin Hrant” dedi.

ANMADA POLİSİN LEYLA GÜVEN TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ

Öte yandan anmanın yapılacağı alana yürüyüş düzenlendi. Cevahir AVM önünden bir araya gelen kitle buradan gazete binasına doğru yürüyüşe geçti. “Katilleri tanıyoruz” yazılı pankartı arkasında yürüyüşe geçen kitle, Dink ile birlikte katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin fotoğraflarını taşıdı.

Yürüyüşe HDP milletvekillerinin yanı sıra il yöneticilerinden oluşan kalabalık bir grup da katıldı. Partililer ellerinde 73 gündür açlık grevinde olan DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in posterleri ile yürümek isteyince etrafları polis tarafından sarıldı.

Güven’in posterlerinin taşınmasının yasak olduğunu belirten polislere, HDP’li vekiller Leyla Güven’in bir parlamenter olduğunu hatırlatarak fotoğrafların taşınmasının yasak olamayacağı yanıtı verdi.

O anlarda HDP’liler ve yürüyüşe katılanlar “Leyla Güven onurumuzdur” sloganı atıp, zılgıt çekerek polisin bu tutumuna tepki gösterdi. Kitle polisin engelleme girişimlerine rağmen ellerinde Güven’in posterleri ile yürüyüşe devam etti.

İZMİR – Hrant Dink için İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından düzenlenen anma etkinliği, Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleşti. “Vazgeçmiyoruz, Ahparig” pankartının açıldığı anma Hrant’ın katledildiği saat olan 15.05’de saygı duruşuyla başladı.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri adına basın açıklamasını okuyan TMMOB İKK sözcüsü Melih Aslan, “Kendisini katıksız biçimde barışa adamış bir insan olan, sevgili dostumuz, kardeşimiz Hrant Dink’in, milliyetçilik hastalığına tutulmuş bir tetikçi tarafından vurularak katledilmesinin üzerinden tam 12 yıl geçti. Ve geçen uzun yıllar boyunca bizim adalet arayışımız sürerken, bu adalet arayışını sekteye uğratmayı amaçlayan yalanlar ve oyalamalar da devam etti” dedi.

Cumhuriyet tarihinin faili meçhul siyasi cinayetlerle ve bu cinayetlerin bitmeyen davalarıyla dolu olduğunu hatırlatan Aslan, “Hrant’ın katlinin akabinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, ‘Hiçbir cinayet Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak’ demişti. Bugün bu cinayette dahli veya kusuru olan bazı kamu görevlileri yargı önüne çıkarılmış olsalar da ‘vur emrini kimin verdiğini hâlâ bilmiyoruz. Bu nedenle davanın üstünü örten sis perdesi henüz kalkmış değil. Dolayısıyla zaman içinde Hrant Dink cinayeti de sözü edilen o dehlizlerde kaybolacak mı bilemeyiz ama bir bebekten katil yaratan zihniyetin o dehlizlerde üretildiğini çok iyi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Aslan açıklamasının devamında “Dink cinayetinin ardından başlayan yargılama süreci, Türkiye’nin geçmişindeki diğer bütün siyasi cinayetlerin ardından başlayan yargılamalar gibi oldu. Yargılamanın devam ettiği ilk beş yılda üç-beş tetikçinin ötesine geçilmedi, soruşturma genişletilmedi. Kamu görevlilerini gösteren izlere rağmen, Jandarma, MİT ve Emniyet görevlileri, dava dosyasından uzak tutulmaya çalışıldı. Kısacası yargılama yıllarca bir müsamere havasında sürdü. Gerçek sorumlular hiçbir şekilde yargılanmadı, onu hedef gösterenler, tehdit edenler cezasız kaldılar. Hatta cinayete adı karışanlardan bazıları terfi ettirilerek ödüllendirildiler. Hal böyle iken 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında AKP iktidarı, o dönemde iktidarda olan sanki kendileri değilmiş ve cinayette hiçbir dahli yokmuş gibi şimdi tüm sorumluluğun Gülen cemaatinde olduğunu söylüyor. Cinayetin arkasındaki güçler açığa çıkarılmadığı gibi, her duruşmada tutuklu sanıkların bir kısmı tahliye ediliyor. Son olarak 21 Aralık 2018 tarihindeki duruşmada tutuklu sanıklar eski Tuğgeneral Hamza Celepoğlu ve Astsubay Yavuz Karakaya tahliye edilirken, oldukça yavaş işleyen yargı sürecinde bir sonraki duruşma da Mart ayı ortasına ertelendi” diye konuştu.

“Çok iyi biliyoruz ki hepiniz o gün cinayet mahallindeydiniz. Polisinizle, jandarma istihbaratçınızla, valinizle hepiniz oradaydınız. Başta MİT ve Genelkurmay olmak üzere, polis, asker, yargı, bürokrasi, dolayısıyla da tüm bu devlet kurumlarının bağlı olduğu siyasi iktidar, yani AKP iktidarı, Hrant’ın hedef haline getirilmesinde, öldürülmesinde, öldürüldükten sonra ise faillerin üzerinin örtülmesinde doğrudan sorumludur” diyen Aslan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yüreğinden dökülen barışın, hakikatin, cesaretin ve umudun sesinin ulaştığı herkes seni çok özlüyor sevgili Ahparig. Ancak herkes çok iyi bilmeli ki, bize miras bıraktığın ve hafızamıza kayıtlanan umudu, hücrelerimizden çıkıp dünyaya açılma imkânını, barış içinde bir arada yaşama ihtimalini yok etmek artık hiçbir şekilde mümkün değil. Bu umut, bu imkân, bu ihtimal, bu bir aradalık aynı zamanda senin bize vasiyetin idi. Bu vasiyete inatla sahip çıkarak her ne pahasına olursa olsun barışın dilini inşa etmeyi sürdüreceğiz. Tıpkı senin gibi, derin bir dünya ve insan sevgisiyle, alçak gönüllülükle, insanın yapma ve yeniden yaratma kudretine inançla, umutla, vicdanla demlendirilmiş bir akılla, eleştirel ve eylemden kopmayan bir düşünme cesaretiyle ve bedel ödemeye hazır bir şekilde, mutlaka ama mutlaka direneceğiz.’

 

ANKARA – Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink katledilişinin 12. yıl dönümünde Ankara’da köşe yazarlığı yaptığı Birgün Gazetesi önünde anıldı. Anmaya katılanlar ellerinde, “Buradayız Ahparig” dövizleri taşıdı.
“Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant” sloganlarının atıldığı anmada konuşan Birgün Gazetesi Ankara Temsilcisi Yaşar Aydın, “Hrant Dink davasında dört tutuklu kaldı. O dört tutuklu da taşerondan, tetikçiden başka bir şey değil. Biz gerçeği biliyoruz. Gerçek katillerin o tetikçiler olmadığını da biliyoruz. Hrant çok daha başka güçler tarafından yok edildi. Farklı düşündüğü, inandığı ve bunu korkmadan ifade ettiği için katledildi” dedi.
Hrant Dink’in katillerinin açığa çıkarılması içim gazeteciler olarak mücadele etmeye devam edeceklerini belirten Aydın sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Hrant Ermeniydi. Halkının yaşadığı acıları her daim dile getirdi. Ama öyle egemenlerin, emperyalistlerin istediği biçimde değil. Halkların kardeşliğine inandığı biçimde dile getirdi. O büyük acıya hepimiz ortak olacak biçimde dile getirdi. Hrant gazeteciydi. İyi bir gerçek anlatıcısıydı. Bütün Anadolu’yu dolaştı. Hrant’ın başka bir kimliği daha vardı. Sosyalistti, devrimciydi. Bütün direncini de oradan alan kardeşimiz, arkadaşımızdı. Bütün mücadelelerin içerisinde yer aldı. Bugün 12 yıl sonra geldiğimiz noktada bize sunulanla yetinmemiz bekleniyor. Gerçek başka bir yerde. Bugün hâlâ gazeteciler cezaevindeyse, gazeteciler devletin en tepesinden tehdit ediliyorsa Hrant’ın dört katili olduğuna inanmamızı beklemesinler. Bugün de hakikatin peşinde gidenler tehdit altında hedef gösteriliyor. Hrant’ın katilleri ortaya çıktığında biz kafamızı yastığa rahat koyacağız. Hrant’ın gerçek katilleri açığa çıkana kadar bize rahat bir uyku haram olsun.”
Hrant Dink için Ankara’da yapılan ikinci anma etkinliğinin adresi İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi önü oldu. Ankara Hrant Dink Anma İnisiyatifi’nin düzenlediği anmada konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Her yıl Hrant’ı anarken adalet arayışından bahsediyoruz ve inatla bu arayışı sürdüreceğimizi ifade ediyoruz. Bir toplum düşünün. Sürekli adalet diyen insanlar ve adaletin yerine getirilmesini engelleyen bir devlet yapısı. Bu daha ne kadar devam edecek? Her şey olanca açıklığıyla ortada. Failler, tetikçiler ortadayken bir yargılama bu kadar uzun niye sürdürülür? Türkiye’deki bu cezasızlık pratiği sürekli olarak devam ediyor” dedi.
“Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz” sloganlarının atıldığı anmada konuşan HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz ise şunları kaydetti, “12 yıl önce bir dostumuzu, kardeşimizi, arkadaşımızı aramızdan katiller sürüsü aldı. Geriye dönüp baktığımızda bu ne son ne de ilk siyasi cinayetti. 1920’lerden itibaren sürekli aydınlar, demokratlar, devrimciler bu topraklarda katliamlara uğradı, uğramaya devam ediyor. Hrant Dink öldürüldüğünde sadece tetiği çeken kişinin etrafında dolaştılar. Onun dışında beraber yürüdükleri, o zaman ortak olduklarının bu cinayeti azmettirdiği ancak yedi yıl sonra kendi aralarındaki çatışmalardan sonra ortaya çıkmaya başladı. Şu ana kadar 80’e yakın devlet yetkilisi yargılanıyor olmasına rağmen herhangi bir sonuç alınması mümkün olamadı. Eğer söz konusu olabilseydi bu cinayetlerin önü alınmış, bu cinayetler işlenmemiş olurdu.”
Peköz’ün konuşmasının ardından Ankara Hrant Dink Anma İnisiyatifi’nin “Katilleri biliyoruz, hepiniz oradaydınız” başlıklı basın açıklamasında, “13. yılına girerken Hrant Dink cinayeti davasında gerçek anlamda bir arpa boyu ilerleme yok. Hatta, ‘Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybedilme’ yolunda hızla ilerliyor desek abartmış olmayız” denildi.
(ETHA)