Kenya siyasetinde bir kızıl bayrak

Kenya siyasetinde bir kızıl bayrak

Kenya Komünist Partisi Genel Sekreteri Benedict Wachira, “1980’lerden gelen kimi tanınmış sosyalist simalar var, ama STK’lar tarafından yutuldular, kimileri de seçimlerde kazanmak veya siyasi görevler elde etmek için burjuva partilerine katıldı. Siyaset o denli ileri derecede etnisite temelli yapılıyor ki, ideolojik siyasete çok az yer kalıyor, genelde Kenya’da siyaset, abc etnisitesinin xyz etnisitesiyle birlikte çalışması ya da ona karşı mücadele etmesiyle ilgilidir. Ancak Komünist Partisinin kurulması ile birlikte, çizgiler daha net çizilecek ve ideolojik karşıtlıklar ön plana çıkacaktır.”

16 Şubat 2019 – Kara Afrika’nın bize uzak, pek tanımadığımız ülkesi Kenya’da komünist partisi kuruldu. Kenya Sosyal Demokrat Partisi (SDP) ismini değiştirerek Kenya Komünist Partisi adını aldı. Ancak ülkenin baskıcı rejimini yansıtan bir kararla, siyasi partiler sicili, partinin adını resmi gazetede yayımlamayı reddetti. Son seçimlerde egemen sınıflar arasında yaşanan gerilimin neredeyse bir iç savaşa yol açtığı Kenya’da siyaset etnik çizgilerle bölünüyor. İşte Kenya Komünist Partisi, bu acılı tarihi değiştirerek Kenya’da sosyalizm mücadelesini büyütmeyi, bütün etnik gruplardan işçi sınıfı ve emekçi halkı birleştirmeyi hedefliyor. Kenya Komünist Partisi Genel Sekreteri Benedict Wachira ile (@WachiraBW) bu sürece ilişkin Atılım Gazetesi yazarı Alp Altınörs ajansımız için görüştü.

Öncelikle, sizi, Kenya’da komünist partisini kurmanızdan ötürü tebrik ediyoruz. Partinizin adını Sosyal Demokrat Parti’den Komünist Parti’ye değiştirdiniz. Bu değişikliğin nedenleri nelerdi? Partinizin tarihinden bahsedebilir misiniz?

Tebrik mesajınızdan ve sosyal medyada yayımladığınız dayanışma mesajı için size teşekkür ediyoruz.

Kenya Sosyal Demokrat Partisi (SDP) 1992’de, Kenya halk kitlelerinin talebi üzerine ülkede çok partili demokrasiye dönüldüğü dönemde kuruldu. Öncesinde Kenya’da Tek Parti Sistemi vardı. Bu sistem, 1966’da Kenya Halk Birliği (KPU) adlı bir muhalefet partisinin kapatılmasının ve sonrasında bütün muhalefetin yasaklanmasının sonucuydu. Böylece, bağımsızlığın kazanılmasını sağlayan Kenya Afrika Ulusal Birliği (KANU) iktidarına karşı her türlü muhalefet yasaklanmış oldu. Bu parti o zaman, ülkenin kurucu başkanı olan Jomo Kenyatta’nın liderliği altındaydı.

1982’de, ülkenin ikinci başkanı Daniel Arap Moi’ye karşı bir darbe girişimi  gerçekleşti. Moi darbeyi bastırmayı başardı ve ortaya çıkan krizi kendisi için bir avantaja dönüştürerek Kenya Anayasası’nda değişikliklere gitti. Kenya’yı de jure (hukuken) de tek parti devletine dönüştürdü. (1966 ile 1982 arasında de facto tek parti devletiydik).

Bu dönemde, özellikle üniversitelerde güçlü bir sosyalist örgütlenme dalgası mevcuttu. Sosyalist öğretmenlerin ve devrimci öğrencilerin yönetimi altında devrimci hücreler örgütleniyordu. Başarısız darbe girişiminden sonra Moi, silahını bu sosyalist hücrelere yöneltti ve gizli polisi (o zamanlar özel dal adıyla bilinirdi) sosyalizm, insan hakları ve çok partili demokrasi için çağrı yapan bu sosyalistlerin pek çoğunu cinayetlerle, işkencelerle, hapsederek ve sürgün ederek yok etti.

Böylece çok partili demokrasi fikri, ana akım liberal siyasetçiler tarafından devralındı ve Moi 1992 yılında tek parti rejiminden vazgeçmek zorunda kaldı. Kenya’yı tek parti devleti yapan, Anayasa’nın 2A bölümünü kaldırdı. Ne var ki, siyasi partilerin kaydedilmesi halen gizli polis ve istihbarat tarafından kontrol ediliyordu ve sosyalist/komünist bir partiyi kaydettirmek o zaman mümkün değildi. Bu dönemde, çeşitli siyasi liderler Avrupa’daki parti isimlerini kopya ederek (Emek, Sosyal Demokrasi, Liberal, Demokratik Parti vb.) bunlara herhangi bir ideolojik anlam yüklemeksizin parti isimleri tescil ettiriyorlardı. Kenya Sosyal Demokrat Partisi (SDP) de bu şekilde tescil edilmişti.

Ne var ki, 1996’da bazı solcular/sosyalistler Partiyi ele geçirdi ve sol bir parti inşası diyebileceğimiz bir süreci başlattı. Sonraki yıl, parti seçimlere katılarak parlamentoda 20 vekillik ve ülke genelinde çeşitli yerel meclis üyelikleri kazandı. Parti, Kenya ilerici siyasetinde temel bir rol oynamaya devam etti. Sosyal demokratların, sosyalistlerin, genel olarak solcuların bir evi olmaya devam etti.

2007 yılında yapılan Parti kongresinde, sola doğru bir dönüş gerçekleştirildi, böylece sosyalist bir parti ortaya çıktı. Daha sonra, 2012 kongresinde ise, Marksist-Leninist çizgiyi izleyen bir Komünist Partisine dönüştü. Ne var ki, bu süreç boyunca, partinin ismi SDP olarak kaldı. Partimizin bir komünist partisi olarak inşası 2012 kongresinden sonra başladı. Bu çok yavaş bir süreç. Ama hem ideolojik açıklık hem de üyelik bakımından bir gelişme kat ediyoruz.

2010 yılında, Kenya’da yeni ve ilerici bir anayasa kabul edildi. Bununla, siyasi haklar da aralarında olmak üzere birçok hak tanınmış oldu. Bu anayasa Kenya halk kitlelerinin 20 yıllık politik mücadelelerinin bir ürünüydü, dolayısıyla Kenya halkı için büyük bir zaferdi.) Bu anayasa ile birlikte, artık, en azından kağıt üzerinde, bir Komünist Partisini tescil ettirmek mümkündü. Dolayısıyla, 2019 Kongresi’nde, parti, ismini Kenya Komünist Partisi ve sembolünü orak-çekiç olarak değiştirdi. Bu değişiklikleri bağımsız bir kurul olması gereken (eskiden Genel Savcı’ya bağlıydı) Siyasi Partiler Tescil Ofisi’ne bildirdik. Ne var ki, Tescil, bütün yasal şartları karşılamamıza rağmen, partimizin adını resmi gazetede yayımlamayı reddetti. Yasanın parti isimleri konusunda koyduğu yasaklar, dini, bölgesel, etnik veya istismar edici isimler, ya da başka partiler tarafından alınmış isimler almanın yasak olmasından ibarettir. Sicil memuruna göre, Kenya kapitalist bir ülkedir, yönetim sistemi neoliberaldir, dolayısıyla bir komünist partisini tescil edemez. Ne var ki, bu yasaların hiçbir yerinde yazmıyor! Kapitalist partiler bile bunu söylemeye cesaret edemez! Biz bu süreçte, sosyalist olmayan ama demokrasiye inanan birçok Kenyalının desteğini aldık.

Kenya’daki güncel politik durum nedir? Komünist Partisinin kurulmasının anlamı nedir?

Kenya’da politika, etnisiteler etrafında geliştirilmektedir. Egemen kapitalist sınıf bunu bilinçli biçimde yapmaktadır, böylece, kitleleri bölünmüş halde tutmayı hedeflemektedirler. Ne yazık ki bunda, bugüne değin çok başarılı da oldular. Bugün, 2017’de yapılan seçimlerde yarışan, ancak seçim sonrasında neredeyse bir iç savaş durumunu yaşayan iki burjuva partisi birlikte çalışıyor.

Seçimlerde, bir tarafta Uhuru Kenyatta vardı. Jübile Partisi ile girdiği seçimlerde, başkanlığının ikinci dönemi için yarışıyordu. Diğer tarafta ise NASA adlı koalisyonun adayı olan Raila Odinga vardı. Seçim Komisyonu Uhuru’yu galip ilan etti. Ardından yargı (Yüksek Mahkeme) onun zaferini iptal etti ve seçimlerin tekrarlanmasına hükmetti. Raila katılmayı reddetti ve kendisini başkan ilan etti. Onun geldiği bölgelerdeki halk bir tür başkaldırı içine girdi. 3 ay süren gerilimden sonra bu iki aday gizli bir toplantıda biraraya geldi, el sıkıştı ve birlikte çalışmaya karar verdi. Şu anda Raila herhangi bir hükümet pozisyonunda değil, ama birlikte çalıyorlar. Raila’nın adamları/kadınları ihaleler alıyor, yüksek kademedeki işler onlara veriliyor vb. Bu olguya “el sıkışma anlaşması” deniyor. Bu güne kadar, ne konuştukları hakkında hiçbir bilgimiz yok. Ancak, bir iç savaşın eşiğinden dönüldüğü için, her ne kadar hayat her geçen gün daha zorlaşsa da, yine de kitleler çoğunlukla bu ‘birleşik’ politik düzenlemeden memnun.

Hayat pahalılığı tüm zamanların en yüksek noktasında, işsizlik yüzde 40’ın üzerinde, sağlığa erişim yoksullar için çok güç, gecekondu mahalleleri her gün büyüyor, hemen her hafta hükümetin yeni bir büyük yolsuzluğu ortaya dökülüyor, ekonomi küçülüyor ve dolayısıyla yığınsal işten çıkarmalar görüyoruz. Hükümetin etkili sosyal hizmetler yapamamasına alternatif olarak özelleştirmeler öneriliyor vb.

İki büyük kapitalist partinin birlikte çalışıyor olmasının iyi tarafı, halkın sonuçta ikisinin de aynı olduğunu görecek olmasıdır. Ama buna işaret edebilecek bir Komünist Partisine ihtiyacımız var, ve daha da önemlisi, neoliberalizme, kapitalizme ve sağcı partilere karşı örgütlenmeye ihtiyacımız var.

Partiniz neden Siyasi Partiler Sicili tarafından yasaklandı? Bu karara karşı nasıl bir mücadele veriyorsunuz?

Partimiz yasaklanmadı. Halen SDP adıyla faaliyetlerini sürdürebiliyor. Kenya Komünist Partisi adının resmi gazetede yayımlanması reddedildi. Politik ve hukuki eylem başlatmaya karar verdik. Hukuki alanda, adımızı tescil etmeyen memuru mahkemeye verdik. Burada, 2010 Anayasası altında hakları korumayı esas alan sağlam ve ilerici bir yargımız olduğunu not etmeliyim. İyi bir karar çıkacağına inanıyoruz. Politik olarak da, medyada, toplantılarda ve sosyal medyada buna karşı kampanya yürütüyoruz. Önümüzdeki hafta, şehirde tescil memurunun görevden uzaklaştırılması talebiyle gösteriler düzenleyeceğiz. Bu talebimizin gerekçeleri arasında, anti-demokratik tutumunun yanı sıra, bu kişinin daha önce görevli olduğu Bağımsız Seçim ve Sınırlar Komisyonu’nda (IEBC) 25 diğer görevli ile birlikte 4,6 milyar şilin (46 milyon dolar) çalmaktan yargılanıyor olması da yer alacak.

Kenya’da başkaca sol/sosyalist partiler var mı ve bu partilerle sol bir cephe oluşturmak gündeminizde mi?

Ne yazık ki (belki de ne iyi ki demeliyiz) bırakın başkaca sosyalist ya da komünist partileri soldaki tek parti biziz. Ama eğer başka sosyalist/komünist örgütlenmeler doğacak olursa kesinlikle onlarla birlikte çalışırız.

1980’lerden gelen kimi tanınmış sosyalist simalar var, ama STK’lar tarafından yutuldular, kimileri de seçimlerde kazanmak veya siyasi görevler elde etmek için burjuva partilerine katıldı.

Siyaset o denli ileri derecede etnisite temelli yapılıyor ki, ideolojik siyasete çok az yer kalıyor, genelde Kenya’da siyaset, abc etnisitesinin xyz etnisitesiyle birlikte çalışması ya da ona karşı mücadele etmesiyle ilgilidir. Ancak Komünist Partisinin kurulması ile birlikte, çizgiler daha net çizilecek ve ideolojik karşıtlıklar ön plana çıkacaktır. Henüz yeni parti ismini kullanmaya dahi başlamadığımız halde, iletişim kanallarında çok sayıda övgü ve sövgü almaktayız! Bu mevcut statükonun sarsılmakta olduğunu gösteriyor. Partimize yönelik bütün bu nefreti (ve sevgiyi) fikirlerimizi yaymak için bir olanağa dönüştüreceğiz.

Türkiye halklarına bir mesajınız olacak mı?

Mücadelenizi izliyoruz ve sizlerden cesaret alıyoruz. Yürüttüğünüz bu sürekli mücadele ile diktatörlük er ya da geç düşecektir. Aynı zamanda, yürüttükleri mücadele sonucu tutsak edilen bütün aktivistlerle dayanışmamızı ifade ediyoruz. Toplumsal adalet ve sosyalizm mücadelesinde omuz omuzayız.

ETHA