Leyla Güven’den CPT’ye mektup

Leyla Güven’den CPT’ye mektup

Açlık grevinin 84. gününde olan Leyla Güven, Avrupa Konseyi’ne bağlı İşkence ve Kötü Muamelenin Önlemesi Komitesi’ne (CPT) bir mektup gönderdi, “CPT’nin sahip olduğu yetki ve hakları etkin bir şekilde kullanarak devam eden gayri-meşru İmralı tecridine karşı gerekli girişimleri hızlandıracağınıza inanıyorum” dedi.

30 Ocak 2019 – PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 84 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Avrupa Konseyi’ne bağlı İşkence ve Kötü Muamelenin Önlemesi Komitesi’ne (CPT) bir mektup gönderdi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nın haberine göre Güven, CPT Başkanı Dr. Mykola Gnatovsky’ye gönderdiği mektubunda, Öcalan üzerinde yıllardır süren tecride dikkat çekerek, CPT’den kurumsal sorumluluğunu yerine getirmesini istedi.

Türkiye’de demokratikleşme ve normalleşmenin önünde ciddi engeller bulunduğuna dikkat çeken Güven, “Bu engellerden en kritik olanı ise Kürt sorununun barışçıl yollardan çözümünde kilit rol oynamış ve bundan sonra da aynı rolü üstlenebilecek kişi olan Sayın Abdullah Öcalan üzerinde İmralı Cezaevi’nde yıllardır devam eden tecrit uygulamasıdır” dedi.

“HUKUKA AYKIRI İŞKENCE”

Hükümetin Öcalan üzerinde kurduğu “yasadışı ve evrensel hukuka aykırı tecrit işkencesine” vurgu yapan Güven, “Hükümet bu işkenceyi aslında Türkiye siyasal sistemin geneline yaydı ve bu nedenle demokratik siyaset zeminini son derece kısıtladı” ifadelerini kullandı.

Güven, “Diktatörlükten hiç bir farkı olmayan ve kendi anayasasına ve AİHM kararlarına bile saygı duymayarak keyfi bir idare oluşturmaktan çekinmeyen Türk Hükümeti’nin karşısında bir Kürt, bir kadın ve 6 milyon oy almış Türkiye’deki en büyük üçüncü partinin iradesini temsil eden bir siyasetçi olarak 1 yıl boyunca cezaevinde tutuldum” diye ekledi.

“AÇLIK GREVİMİ SÜRDÜRECEĞİM”

Güven, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan üzerinde tecridin kaldırılması ve işkence sistemine son verilmesi amacıyla cezaevinde 8 Kasım’da başladığım açlık grevinin 79’uncu gününde 25 Ocak 2019’da tahliye edilmiş olsam da, Sayın Öcalan üzerinde tecridin kaldırılarak en temel hak olan avukatlarıyla ve ailesiyle düzenli görüşme garantisi sağlanana kadar açlık grevimi sürdüreceğimi bilmenizi isterim.”

CPT’nin tecride yönelik ilke kararları ve son Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM)oturumlarında da onaylandığı Türkiye raporuna dikkat çeken Güven, “Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması bir ayrıcalık değil, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel ilkeleri savunmak ile doğrudan ilgilidir” dedi.

“CPT KURUMSAL GÖREVİNİ YERİNE GETİRMELİ”

Güven, CPT’ye şu çağrıyı yaptı: “CPT olarak sizin de bu yukarıda bahsettiğim ilkeler çerçevesinde Türk Hükümeti yetkilileri ile temas içinde olduğunuzu biliyorum ve kıymetli çabalarınızın farkındayım. Başta İmralı Cezaevi olmak üzere Türkiye’nin genelini etkileyen cezaevleri yönetim modelinin Türk Hükümeti tarafından muhalefeti ve Kürt sorununu şiddet ile bastırma aracına dönüştürüldüğünü özellikle belirtmek istiyorum.”

Yüzlerce kişinin süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olduğunu hatırlatan Güven, yürüttüğü açlık grevinin kişisel bir talep olmadığının altını çizdi.

Güven mektubunu şöyle sonlandırdı: “CPT’nin sahip olduğu yetki ve hakları etkin bir şekilde kullanarak devam eden gayri-meşru İmralı tecridine karşı gerekli girişimleri hızlandıracağına inanıyorum ve Türkiye’de ve uluslararası kamuoyunda giderek artan duyarlılığa denk düşecek yapıcı katkıyı sağlamanızı ve kurumsal sorumluluğunuzu yerine getirmenizi bekliyorum.”

Açlık Grevleri: DOSYA