MLKP Rojava: Rojava Devrimi onurumuzdur, ölümüne savunacağız

nejat suphi yoldaş

MLKP Rojava, Kobanê’de ölümsüzleşen savaşçısı Suphi Nejat Ağırnaslı’yı (Paramaz Kızılbaş) andı, birinci ayında Kobanê direnişini selamladı.

MLKP’nin “Şehitlerimizle, Kobanê’de onur ve özgürlük barikatındayız” başlıklı açıklaması şöyle:
“Suphi Nejat Ağırnaslı… Rojava’daki adıyla Paramaz Kızılbaş yoldaşımız, 5 Ekim günü Kobanê’de faşist DAİŞ çetelerine karşı, Miştenur cephesinde, elde silah savaşırken şehit düştü. Beraberindeki siper yoldaşlarıyla birlikte, ölümsüzler kervanına katıldı.

Emperyalistlerin dünya ezilenlerinin başına açtığı bir bela olan DAİŞ çeteleri, bölgemizde fütursuz bir saldırganlıkla, arkalarında kesik kafalar, tecavüz edilen kadın ve çocuklar, köleleştirilen erkekler bırakarak ilerlerken, Rojava halklarının onur ve özgürlük barikatına takıldılar. Paramaz yoldaşımız bu barikatlarda partimizin kızıl bayrağını dalgalandıran savaşçılardan biriydi. O ve Kobanê barikatlarında ölümsüzleşen Arîn Mîrxan gibi nice yiğit kadın ve erkek yoldaşımız can bedeli bir direnişle, faşist DAİŞ güruhlarını durdurdular.

Eşitsiz bir savaş sürüyor Kobanê’de ve genel olarak Rojava’da… Teknik imkanları, ağır silah çeşitleri, güçlü patlayıcıları, zırhlı birlikleri, tankları, füzeleri, topları, hızlı mobilizasyon imkanları ve anlık uydu istihbaratları olan bir “çete” DAİŞ. Başta sömürgeci faşist Türkiye olmak üzere, gerici bölge devletlerinden Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerce her bakımdan destekleniyorlar. Bu devletlerin elinde, bölgesel hesaplarda kullanılıyorlar. Ancak, bu öyle tehlikeli bir silah ki, her an kendilerine de dönebilme potansiyeli barındırıyor.

Emperyalist merkezler, bölge gericileri ve DAİŞ çeteleri Kobanê’nin bir kaç günde düşeceğini sanıyorlardı. Çeteler kendilerinden o kadar emindiler ki, namaz davetlerini Kobanê’ye yapmışlardı. Hesapları yine tutmadı. Kobanê halkları YPG/YPJ önderliğinde kahramanca direnerek, tüm dünyaya haklı ve onurlu bir savaşın tarafı olduklarını gösterdi. Kuzey Kürdistan başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanında yaşayan Kürtler ve dostları sokakları doldurdu ve Kobanê’nin yalnız olmadığını haykırdı.

Kobanê’nin direnerek DAİŞ güruhlarını durdurmasının ve milyonlarca insanın sokakları doldurmasının basıncıyla, emperyalistler bu sefer de “kurtarıcı” rolüne büründüler. Tıpkı faşist Hitler belasını Stalingrad’da püskürten sosyalistler gibi, Kobanê barikatlarındaki özgürlük savaşçıları da DAİŞ çetelerini püskürttüler. Emperyalistlerin kimi DAİŞ mevzilerini bombalamakta somutlaşan şimdiki yönelimleri, daha çok göstermeliktir. Dünyanın başına da bela olan bir çeteyi durdurma zaferine ortak olma, moral çalma, sokakları dolduran milyonlarca insanı teskin etme, onları üçüncü bir seçeneğin mümkün olduğu inancından koparma planına bağlıdır.

Her ne kadar emperyalistler bugün DAİŞ’i uçaklarla bombalıyorlarsa da, bu vahşi çeteyi kullanılışlı bir silah olarak elde tutmayı sürdürüyorlar. DAİŞ, emperyalistlerin bölge halklarını sıtmaya razı etmek için, gösterdikleri ölümün vahşi bir temsilcisidir çünkü. Kirli ve kanlı bir ölüm makinesidir. Vahşet, başlıca savaş yöntemleridir. Yakaladıkları esirlerin kafalarını kesmeleri, kalp ve ciğerlerini yemeleri, kanlarını içmeleri hep korku salmaya dönüktür. Herhangi bir ahlaki, moral değeri olmayanların, onur ve özgürlük gibi dertleri bulunmayanların çokça bulunduğu bir coğrafyada, DAİŞ etkili bir silahtır. Ne de olsa, can ve mal derdinde olanların, böylesi bir güruh karşısında, yapabilecekleri fazlaca bir şey olmuyor. Zaten, DAİŞ çetelerinden önce korkuları gidiyor her yere. Psikolojik savaş yöntemleriyle, korku terörüyle pek çoklarının iradesini kırmayı başardılar şimdiye kadar. Tam da, bu yüzden, faşist DAİŞ çeteleri kendilerini yenilmez sayıyorlardı. Onları besleyenler, Ortadoğu’nun bir çölü andıran egemen siyaset zemininin aksine, halkların eşitliğine, dayanışmasına ve bir arada yaşama iradesine dayalı, hayat dolu bir vaha olan Rojava’yı cehenneme çevirmekle görevlendirdiler DAİŞ çetelerini.

Onbinlerce askerin “koruduğu” Musul’u ve binlerce peşmergenin “savunduğu!” Şengal’i bir kaç saatte ele geçiren DAİŞ çeteleri, aynı tempoda Rojava’da da ilerleyebileceklerini sanıyorlardı. Gerçi daha önce Serêkaniyê’de, Til Koçer’de, Rabia’da, Hesekê’de, Cezaa’da, Til Hemis’te ve onlarca Rojava cephesinde tüm imkanlarına ve saldırgan taktiklerine rağmen YPG/YPJ güçleri karşısında ilerleyememişlerdi ama şimdi hem teknik bakımdan daha güçlenmişlerdi hem de baş müttefikleri faşist Türkiye devleti ile eşgüdümlü bir plan hazırlamışlardı. Üç yandan onlar kuşatacaktı Kobanê’yi. Dördüncü cepheyi ordusu, polisi, MİT’i, medyası ve işbirlikçileriyle AKP Türkiyesi tutacaktı. Korkunun soğuk rüzgarları esmeye başlayınca, Kobanê halkı kaçacak, Türkiye insani yardım bahanesiyle tampon bölge ilan edecek, DAİŞ çeteleri de, Rojava’nın diğer kantonlarını düşürmek için Kobanê’yi temel bir üs haline getirecekti. Hesapları buydu…Tutmadı! Tutmaz da! Çünkü Rojava’da Arîn Mîrxanlar, Baran Mardin’ler, Berfîn Efrîn’ler ve Suphi Nejat’lardan örülü bir adanmışlık barikatı vardı karşılarında. Aşamadılar, aşamayacaklar!

Günlerdir tüm güçleriyle Kobanê kapısındalar. O çok güvendikleri yüksek teknikleri, bomba yüklü araçları ve yaygaracı Türkiye devletinin bütün oyunlarına rağmen, Kobanê direniyor. Kobanê barikatlarında savaşanlar insanlık adına, barbar, faşist ve kan emici DAİŞ çetelerine geçit vermiyor.

O en güzel yaşamı seçti!

Suphi Nejat Ağırnaslı, buradaki adıyla Paramaz Kızılbaş yoldaşımız, “hawar” diyen Kobanê siperlerine tereddütsüz koşarken, bunu aynı zamanda insanlığın kurtuluşu mücadelesini omuzlamak bilinciyle yapıyordu. Zira Kobanê’de, ezilen insanlığın tüm güzel değerleri için bir mücadele yürütülüyordu. Partisi, yoldaşları bu savaşın içindeydi… O ve beraber geldiği yoldaşları bu bilinçle kuşanmışlardı silahlarını.

“Yaşamak direnmektir” diyenlerin ayak izlerine basarak yürüdü Suphi Nejat yoldaşımız. Tam da bu bilinçle ve tereddütsüzce, direnmenin son zamanlardaki en görkemli adreslerinden biri olan Kobanê’ye döndü yüzünü. Direnenlerle birlikte, en güzel ve en mutlu yaşamı paylaşmak için onur ve özgürlük savaşına katıldı.

Saflar netti bu savaşta. Bir tarafta, insanlığa sadece zulüm ve karanlık vaat eden, emperyalistlerin ürünü bir çete güruhu, öte tarafta özgürlük için direnenler vardı. Aklı ve yüreği özgürlükten ve insanlığın mutlu geleceğinden yana olan herkes gibi Suphi Nejat yoldaşımız da, safını bu bilinçle, Rojava’da, Kobanê direnişçilerinin yanında seçti.

Partimiz MLKP’nin “Bu devrime katılın. Bu devrimi savunun. Kobanê için, hemen şimdi harekete geçin” çağrısına, başkalarının olmak ve kalmak için türlü değerlerini ayaklar altına aldıkları tüm statüleri ardında bırakıp, bizzat savaş siperlerine gelerek cevap oldu. Sicil beyanındaki tereddütsüz ve içtenlikli sözlerine eşlik eden, gülümseyen gözleri ile herkese bir şeyler söylemektedir Paramaz yoldaşımız.

İnsanlığın acılarına sırtını dönenlerin hayvanlaştıklarını söyleyen Marx’ın bir öğrencisi olarak O, yüzünü, özgürlük ve onur için elde silah dövüşenlere döndü. O bir komünist olarak görevini yaptı belki ama eylemiyle, herkese sözün bittiği yerde olduğumuzu gösterdi. Türkiye halklarından, Çerkes bir ailenin onurlu bir evladı olarak, başta Türkiye’de yaşayanlar olmak üzere, tüm dünyaya, kendine seçtiği adıyla, katıldığı safıyla net bir mesaj verdi. Kendine devrimci, demokrat, ilerici ya da aydın diyenlerin onurunu kurtardı. Herkese yol gösterdi. Süssüz, gösterişsiz ama net bir yoldur bu. Paramaz yoldaşımızın eylemiyle aydınlattığı bu yolda yürümek geride kalanların onur borcudur. Çünkü Paramaz yoldaş, onurdan ve özgürlükten yana olanların hangi barikatta duracaklarını kendi pratiğinde ortaya koydu.

Devrimci bir aydın olarak, tehlikedeki bir halkı ve devrimi savunmak için Kobanê’deki onur ve özgürlük barikatlarına koştu. Çünkü önce devrimciydi o. Diğer bütün özelliklerin ve sıfatların tabi olduğu bir kimliktir devrimcilik. Tam da bu yüzden, devrimci bir işçi olarak Serêkaniyê’deki barikatlarda ölümsüzleşen Serkan Tosun yoldaşımızla aynı amaçta, aynı yolda buluştular.

Şimdi görev şehitlerimiz, Paramaz’ın, Serkan’ın ve diğer ölümsüz kahramanların ayak izlerine basarak, insanlığın onurlu saflarında yer almaktır. Onlar, eylemleri ve duruşlarıyla yolumuzu aydınlatıyor. O yolda yürüyenlere selam olsun.

Onların uğruna düştükleri özgürlük savaşını zafere kavuşturacağız. DAİŞ’i, onların hamisi sömürgeci faşist Türk devletini ve tüm halk düşmanlarını yeneceğiz!

Kobanê kazanacak! Rojava ve Kürdistan özgür olacak!

Şehîdên rûmet û azadîyê bê mirinin!

Paramaz Yoldaş ölümsüzdür!

Rojava Devrimi onurumuzdur, ölümüne savunacağız!

Bijî Berxwedana Kobanê!

Bijî YPG/YPJ!”