Münih Mahkemesinin 16. Duruşmasında Skandal!

Münih Mahkemesinin 16. Duruşmasında Skandal!

Münih (11.10.2016)- ATİK Tutsaklarının mahkemesinin 16. duruşması 10 Ekim 2016 tarihinde görüldü. Duruşmada her zamanki gibi, duruşma salonuna giren devrimciler izlemeye gelenler tarafından alkışlarla karşılandı. Dinç ve mücadele azimleriyle içeri giren devrimciler de duruşmayı takip edenleri coşkuyla selamladılar.

Duruşma, daha önce savunma Avukatları  tarafından, mahkeme heyetinin tayin ettiği bazı tercümanların yetersizliklerinden dolayı davada çektirilmesine ilişkin verilen dilekçe ile başlandı.  Mahkeme tercümanlarından Adoni, Özgör ve Dr. Savaşçı davadan çıkarılmaları talep eden savunma Avukatlarının dilekçeleri mahkeme heyeti tarafından ret edildi. Dilekçelere ilişkin söz alan dava savcısı, tercümanların yaptığı tercümenin yeterli olduğunu, o yüzden davada kalmaları gerektiğini belirtti. Verilen kısa bir aradan sonra mahkeme heyeti savunma Avukatlarının dilekçelerinin ret edildiğini açıkladı.

Daha sonra önceden bildirildiği gibi mahkeme heyeti delil toplamamaya, yazılı belgelerin okunmasıyla başladı. İlk etapta Komünist dergisinde, 2005 yılında yayınlandığı iddia edilen ve federal savcılık tarafından  TKP/ML’nin hala geçerli tüzüğü olduğu öne sürülen belge okundu.

Sonrasında davayı izlemeye gelenler tarafından sebebi ilk başta anlaşılamayan, ama gözle görülür bir değişim oldu. Sonradan anlaşıldığı gibi davanın gidişatına etki yapabilecek bir skandal ortaya çıktı.

Tutuklandıktan sonra Kemten cezaevine götürülen Müslüm Elma’nın Avukatlarıyla ve arkadaşlarıyla yaptığı yazışmaların tümü orada bu yazışmaları kontrol etmekle görevli atanan hakim tarafından Berlin’de bir tercüme bürosuna, tercüme amaçlı gönderildiği, buradan da İzmir ve Ankara’da olmak üzere tercüme bürolarına gönderildiği ve tüm bu yazışmaların sonuç itibariyle Türkiye’de tercüme ettirildiği savunma Avukatlarının verdiği dilekçeye verilen cevapla bugünkü duruşmada ortaya çıktı. Zaten davanın esas belgelerinin Türk devletin tarafından sunulduğu ve bunların güvenilir olmadığı meselesi ortada dururken bu seferde yazışmaların Türkiye’de çevrilmesinin gündeme gelmesi akla bir çok soru getirmektedir.

Daha önce birçok kez basında yazıldığı gibi bu davada Türk devleti ile Alman devleti Adalet bakanlığının takibat kararının allaması ve yürürlüğü koyduktan sonra, 15 Nisan’daki operasyonla tutuklanmalara kadar birlikte aktif çalışmışlardır. Ki bunu Almanya’nın muhafazakâr gazetelerinden  Süddeutsche Zeitung “ Erdoğan için açılan dava” olarak yazmıştı.  16. Duruşmada ortaya çıkan bu duruma itiraz eden Avukatlar  “Türkiye’ye gönderilen bu yazıların Türk istihbaratının da elinde olmadığının kimse garantisini veremez” diyerek tekpilerini dile getirdiler.

Gene duruşmada, Kemten cezaevindeki  tercüme için yapılan harcamaların faturasının kaç tanesinin federal savcılık tarafından ödenmesi için mahkemeye gönderildiğini savunma Avukatları tarafından dilekçe verildi. Savcılık da sadece bir faturanın kendileri tarafından mahkeme heyetine ödenmesi için gönderildiğini cevapladı. Fakat sonradan ortaya çıkan gerçeklik, 20 civarında faturanın savcılık tarafından mahkeme heyetine gönderdiği.  Federal savcılığın açık bir şekilde yalan söylediği ortaya çıkınca salonda gülüşmelere neden oldu.

Savunma Avukatlarının diğer cezaevlerinin de durumunun açıklığa kavuşturulması amacıyla verdikleri dilekçeyle birlikte, mahkeme heyeti 17 Ekim 2016 tarihine kadar duruşmalara ara verildiğini açıklamasıyla birlikte mahkeme sona erdi.