Rehin tutulan seçilmişlerimizin 4 Kasım Darbesi dolayısıyla yazdıkları mesajlar

Rehin tutulan seçilmişlerimizin 4 Kasım Darbesi dolayısıyla yazdıkları mesajlar

4 Kasım darbesiyle rehin tutulan HDP’li seçilmişler, darbe’nin 2’inci yılı dolayısıyla mesaj yayınladılar.

HDP sayfasında yayınlanan Figen Yüksekdağ, Selahatttin Demirtaş, Abdullah Zeydan, Burcu Çelik, İdris Baluken, Gültan Kışanak, Gülser Yıldırım, Selma Irmak ve Çağlar Demirel’in mesajları…

Rehin tutulan seçilmişlerimizden Figen Yüksekdağ’ın 4 Kasım Darbesi’nin 2’inci yılı dolayısıyla yazdığı mesaj:

Değerli Halklarımız, Sevgili Kadınlar ve Partili arkadaşlarım!

Hepinizi sevgiyle, saygıyla, özlemle ve iki yıllık tutsaklığın aşındıramadığı bağlılık ve iradeyle selamlıyorum. Biliyorum ki sizler de umudu ve direnci yüreğinizden eksik etmeyerek dışarıdaki hapishane düzenine karşı mücadele azmi oluyorsunuz. HDP iki yıl boyunca neredeyse bütün saldırıların, zulmün, haksızlıkların deneyiminden geçmiş bir toplumsal yapı olarak, direnmenin ve geleceğe yürümenin sembolü olmuştur. Bizler de rehin tutulan halk siyasetçiler olarak bu sağlamlığı nereden aldığımızı bir an olsun unutmadık. Kadınların kurutuluş özlemini, ölümsüzlerimizin anı ve vasiyetlerini, emeğin, özgürlüğün, barışın değerlerini kuşanarak halklarımıza, seçmenlerimize, layık bir duruş sergilemeye çalıştık.

Bundan sonra da hep aynı inançla, haklı ve onurlu mücadelemizin bağrında olmaya devam edeceğiz. Bizleri zindanlarla hapsedeceklerini sananlar, yanıldığını gördü, yine görecek. Ama hiçbir zaman ders almayı bilmedikleri için yine öğrenemeyecek. Görev sizin, bizim, bizlerindir. Gelişme ve yaşama olasılıklarını yitirmiş, kendileriyle birlikte ülkeyi çürüten bu iktidara karşı tek seçenek bizleriz. Türkiye’nin umudu ve geleceği olarak HDP’nin ileriye yürüyüşünü hiçbir saldırı, tutsaklık, kuşatma durduramayacak. İçeride ya da dışarıda olabiliriz ama asıl bizleri birleştiren içimizde bu inancı ve coşkuyu duymamız ve beslememizdir.

Sizleri bir kez daha bu inanç ve coşkuyla selamlıyorum. Direne direne kazandık, yine kazanacağız.

Sevgilerimle…

Figen Yüksekdağ

Rehin tutulan seçilmişlerimizden Selahattin Demirtaş ve Abdullah Zeydan’ın 4 Kasım Darbesi’nin 2’inci yılı dolayısıyla yazdıkları mesaj:

4 Kasım 2016 tarihinde demokratik siyasete yönelik darbenin ikinci yılını geride bıraktık.
Bizi tutuklatarak sorunları sözde çözme yöntemini hayata geçirenler bu iki yılda her alanda sorunları katmerleştirip derinleştirdiler. Bizse halen demokrasi, özgürlük ve barış çizgisinde ısrarla dimdik mücadelemizi sürdürüyoruz.

HDP’ye yönelik 4 Kasım siyasi darbesi sonuç almamıştır, almayacaktır. HDP bütün baskılara rağmen bugün dünden daha güçlüdür.

Bütün Türkiye toplumu şunu da bilmelidir. Bizi burada adaletten, hukuktan yoksun bir şekilde siyasi rehine olarak tutanlara sessiz kalarak ülkeye, topluma en büyük zararın verilmesine ortak olunmamalıdır. Adaletin çöktüğü yerde zarar gören sadece biz olmayız. Bütün toplum ve devlet her zamankinden daha fazla yozlaşıyor ve çürüyor. “HDP’ye adaletli yaklaşılmasın varsın devlet de toplumda çöksün” diyenler maalesef ki devlet kademesinde yönetimi ele geçirmiş durumdalar. Ancak toplum vicdanı ve ortak aklı er veya geç bu çılgınlaşmış akılsızlığa dur diyecektir. Demokrasi ve barış, adalet ve eşitlik ilkeleri mutlaka ülkede hakim olacaktır. Biz de bu doğrultuda en kararlı bir şekilde mücadelemize devam edeceğiz.

Selahattin Demirtaş ve Abdullah Zeydan

Rehin tutulan seçilmişlerimizden Burcu Çelik Özkan’ın 4 Kasım Darbesi’nin 2’inci yılı dolayısıyla yazdığı mesaj:

2014 sonrası Kürt siyasi hareketine ve Kürt halkına yönelik politikalar Türkiye’de var olan ekonomik, siyasi, kültürel ve toplumsal krizin daha da derinleşmesine sebebiyet vermiştir. Yakın tarihe baktığımızda bugün çözüm olarak dayatılan politikaların daha ağır çözümsüzlük doğurduğu her kesimce kabul edilmelidir. Bu anlamda Türkiye halklarının amacı ortak yaşam ve birliktelik olmalıdır. Bunun için de bütün “ama”lar bütün “fakat”lar bir kenara bırakılmalı ve demokratik bir zeminde bir araya gelinmelidir. Ortak geleceğin inşası zor değildir. Tüm renklerimizle, düşüncelerimizle, farklılıklarımızla o geleceği örmek için ısrarcı olmalıyız. Kaos halindeki dünya sisteminin sona ermesi ve daha demokratik, daha çoğulcu, daha toplumsal bir sistemin inşası hepimizin sorumluluğundadır ve bu mümkündür. Demokratik siyasetin önü açılmalı ve bu alanı daraltan politikalardan vazgeçilmelidir.

Bizler iyi ve moralliyiz. Hep birlikte daha özgür günlerde buluşacağımıza inanıyor; herkese sevgi, saygı ve selamlarımı iletiyorum.

Burcu Çelik Özkan

Rehin tutulan seçilmişlerimizden İdris Baluken’in 4 Kasım Darbesi’nin 2’inci yılı dolayısıyla yazdığı mesaj:

Tarihe 4 Kasım Darbesi olarak geçen hukuksuz siyasi soykırım operasyonu, güncelde de aynı baskı ve zor yöntemleriyle devam ettirilmektedir. 4 Kasım Siyasi Darbe Operasyonunun zeminini hazırlayan temel dinamik Meclis’te dokunulmazlıkların kaldırılması ile şekillenmiştir. AKP – MHP – CHP ortak hareket ederek hem bu siyasi darbe sürecini yaşama geçirmiş hem de Meclis’in tasfiyesi başta olmak üzere rejim değişikliğinin taşlarını birlikte döşemişlerdir. Bu hukuksuzluklarla ve operasyonel süreçlerle sonuç alınamayacağı, ülkenin temel sorunlarında bir arpa boyu yol kat edilemeyeceği bugün için açıkça ortaya çıkmıştır.

Güncelde yaşanan siyasi, ekonomik, toplumsal ve hukuki krizin 4 Kasım Darbesi ve demokratik siyasi alanın daraltılması ile doğrudan ilişkisi vardır. Buna rağmen ne partimiz tasfiye edilebilmiş ne de halkımızın iradesi kırılabilmiştir. Hukuksuz tutuklamalarla zindanlara atılan bütün arkadaşlarımız demokratik siyaset ve barış iradesindeki ısrarlarını ortaya koymuşlardır.

Aradan geçen 2 yıllık süre, hem içeride hem dışarıda bizim, partimizin, halkımızın umudunu, inancını, kararlılığını büyütmüş; demokrasi ve özgürlük mücadelesine olan bağlılığını tarih sayfalarına şimdiden not etmiştir. Düşüncelerden korkarak, baskı ve zor yöntemleri ile iktidarını sürdürmeye çalışanların hazin sonları tarih sayfalarında fazlasıyla mevcuttur.

Barışa susayan bu kadim topraklarda da aynı hazin sonu bugünkü muktedirlerin yaşayacağı aşikardır. Koşullar ne olursa olsun meşru olmanın, haklı olmanın getirdiği güçle barış, demokrasi ve özgürlük irademize sahip çıkmanın ve bu iradenin gereği olan mücadeleyi ortaya koymanın sözünü bir kez daha bütün halklarımıza veriyoruz.

Her gecenin bir sabahı olduğu bilinciyle, yanı başımızdaki aydınlık bir özgür sabahta barış halaylarımızla buluşacağımıza inanıyoruz.

İdris Baluken

Rehin tutulan seçilmişlerimizden Gültan Kışanak’ın 4 Kasım Darbesi’nin 2’inci yılı dolayısıyla yazdığı mesaj:

4 Kasım tüm demokratik muhalefeti hedef alan, Türkiye tarihinin en büyük siyasi soykırım operasyonuydu. 7 Haziran 2015’te ortaya çıkan güçlü demokratik siyaset kulvarını kapatma girişimiydi. Yerel yönetimlerde halkın iradesini hiçe sayan kayyım zihniyetinin, tüm toplumsal muhalefete ve genel siyasete yönelmesiydi. Başta Kürtler olmak üzere tüm muhalefet ve direniş odaklarına gözdağıydı. Kadınlara, “siyasete, yönetime katılamazsınız, oturun oturduğunuz yerde. Eve hapsolmuş yaşamı kabullenmezseniz, cezaevinde hapislik yaşarsınız” demekti. Kürtlere, “siyaset yapmak size yasak” mesajıydı. Tüm Türkiye halklarına, “Kürtlerle ortak bir gelecek arayışından vazgeçin” tehdidiydi. Emekçilere, yoksullara, “iktidara boyun eğin, insanca yaşam peşinde koşmayın” demekti. Teklik dayatmalarına boyun eğmeyerek rengarenk bir bahçe yeşertmek isteyenlere, faşizmin siyah rengini dayatmaktı.

Velhasıl kelam, ezcümle insan olmak, insan kalmak için mücadele eden tüm kesimleri hedef alan, siyasi bir darbeydi. Ardı arkası kesilmedi. Bir tek söze bile tahammül edilmedi. Ama zaman şunu çok açık gösterdi ki; ne aman dileyen var, ne inandığı demokratik, özgürlükçü, barışçıl bir gelecek arayışından cayan var. Biz içeride; halkımız, tüm demokrasi güçleri direniyor ve kazanıyoruz. Halkın iradesi ne dört duvar arasına hapsedilebilir ne de önünde durulabilir. O gürül gürül akan bir nehirdir.

Gültan Kışanak

Rehin tutulan seçilmişlerimizden Gülser Yıldırım’ın 4 Kasım Darbesi’nin 2’inci yılı dolayısıyla yazdığı mesaj:

Merhebahevalên û delal,
Ez/em ji Girtîgeha Kandira û heya her dera hûn hevalên me yênbirûmet, kedkar û dilsozên azadiyê lêdimînin û di her şert û mercên zor û zehmet de jî ji bo jiyaneke biwate û welatekî demokratîk û wekhev di pêşberî dîktatoran de dibin dengê gelê xwe û hemû gelên li Tirkiyeyê.
Em pir baş dizanin ku têkoşîna mazlûman di pêşberî zaliman de ne wisa hêsan e. Bes em vê jî pir baş dizanin ku ev têkoşîn biqasî 1ê Mijdarê, serkeftina Kobanê girîng û pîroz e. Bi minasebeta wê serkeftina pîroz ez wetevan û hemû gelên me yên berxwedêr ji dil û can silav dikim û serkeftina gelê me û hemû gelên cîhanê yên rûmetkar ku keda wan di wê serkeftinê de heye careke din bi rêzdarî û hezkirin bi bîrttînin û silav dikin.
Belê hevalên me yên bi rûmet û gelê me yê hêja û binirx. Her çiqas îro 4ê Mijdarê û rojek ji rojên qirkirina siyasî ya di pêşberî îradeya gelê me de be jî. Em pir baş dizanin ku ev êriş û qirkirina siyasî ku bitifaqa MHP-AKP ya faşîst û nijad perest de pêkhatiye û hê jî dom dike. Perçeyek jî dijminahiya ku bi zihniyeta xwe ya înkar û tunekirina li ser gelê kurd dimeşînin de pêkhatiye. Lê em wekî wekîlên gelê xwe, hevşaredarên gelê xwe, siyasetmedarên û rêvebirên gelê xwe û hemû gelên ku canê wan bi wî desthilatdariya zalim û êşiya ye û şewitiye ku îro asta bêexlaqî û bêwijdaniya xwe anîne heya ku îradeya gelê me ya ku di taxên xwe de muxtarên xwe ji hilbijartine, desteser dikin. Li gorî ku wan tu pîvanên mirovî li holê nehiştine û asta zilm û zora xwe gihandine lutkeya herî jor û tunekirin û bê îradekirina çar perçe Kurdistan ji xwe re kirine armanc.
Gerek e em jî bi wê bîr û baweriyê, yêkîtiya xwe tifaqa hem bi gelê xwe re û bi hemû gelên din re xurtbikin û wê zihniyet ku penceşêranijaperestî û dijminiya hemû gelan dike, têk bibin. Bibîr û baweriya ku wê têkoşîna me ya bi rûmet û prensîbên partiya me HDPê, bi ser bikeve û jiyana gelan bironahiya rojê xweş û geş bibe. Em/ez serkeftinêjiwe re dixwazim.
Careke din bi germahiya vîna roja Kobanê silav û rêz û hezkirinên xwe, ji bo we û hemû gelê me yê birûmet re dişînin, dişînim.
Gülser Yıldırım

Rehin tutulan seçilmişlerimizden Çağlar Demirel – Selma Irmak’ın 4 Kasım Darbesi’nin 2’inci yılı dolayısıyla yazdığı mesaj:

4 Kasım 2016’da halk iradesine el koyma darbesi olarak nitelendirebileceğimiz operasyonun bugün de hala devam ettiğini görüyoruz. Nitekim geçen haftalarda Diyarbakır merkezli operasyonda 141 siyasetçi gözaltına alındı ve 25’i tutuklandı. Çözüm ve müzakere sürecinin lağvedilmesinden sonra, Kürt siyasetini kriminal bir çerçeveye sıkıştıran, terörize eden bir politikanın pervasızca uygulandığını görüyoruz. Bu politikayla, esasında amaçlanan, Kürt siyasetinin toplumsallaşmasını, sıkıştırıldığı coğrafyanın ve politik etnik hattın sınırlarını aşmasını, Türkiye halklarıyla buluşarak özgür birliktelik ve ortak yaşam temelinde demokrasi cephesinde ortak mücadeleyi gerçekleştirmesinin önüne geçmektir.

4 Kasım öncesi, sonrası ve bugüne kadar devam eden siyasi soykırım operasyonları, Kürt halkının hem kendi içinde hem de Türkiye halklarıyla buluşmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Neticede, 200 yıllık bir sorun olan Kürt Sorunu, Kürdün iradeleşmesi, kendi adına kararları kendisinin vermesi, bir kimlik ve statü sahibi olma talebi ve bu talepler için meşru direnme hakkını kullanması hep baskı ve zorbalıkla karşılanmıştır. Kürt sorunu, dün olduğu gibi bugün de, ancak mahkeme salonlarında ve siyasetin emrinde olan yargı karşısında konuşulabilmektedir. Bugün Türkiye’de yaşanan ekonomik, siyasal ve politik krizin yapısal hali buradan kaynaklanmaktadır.

Tutuklu siyasetçiler olarak çağrımız şudur ki; “Baskı ve sindirme yöntemi sonuç almamış, ülkeyi bir uçuruma sürüklemiştir. Bir an önce, bu uçurumun ucundan dönülmeli, Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılarak özgürlük ve güvenlik koşulları sağlanmalı, demokratik çözüm ve müzakere sürecine geri dönülmelidir.”

Halkımıza, kadın arkadaşlarımıza ve gençlerimize mesajımız; “Direnmeden vazgeçilmediği sürece başarmak mümkündür. Direneceğiz ve başaracağız.”

Herkese selamlar ve sevgiler.

Çağlar Demirel – Selma Irmak