Suruç Katliamı için ‘Vazgeçmiyoruz’ çalıştayı

Suruç Katliamı için ‘Vazgeçmiyoruz’ çalıştayı

Suruç Aileleri İnisiyatifi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, Suruç Katliamı’na dikkat çekmek amacıyla “Vazgeçmiyoruz” şiarıyla çalıştay düzenleyecek. Suruç Katliamı’nda yaralanan Çağla Seven, çalıştayın adalet arayan herkes için bir umut olacağını ifade etti.

Suruç Aileleri İnisiyatifi ile 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, “Vazgeçmiyoruz: Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler buluşuyor” başlıklı çalıştay gerçekleştirecek. 10 Şubat’ta düzenlenecek olan “Adalet buluşması” çalıştayına 2015’ten bu yana yaşanan katliamlarda yaşamını yitiren ve yaralananların ailelerinin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) milletvekillerinin de bulunduğu çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcisi katılacak.

‘ADALET VE BARIŞ TALEBİ ÖNEMLİ’

Çalıştay tertip komitesinde yer alan Suruç Katliamı’nda yaralanan doktor Çağla Seven, Türkiye’deki hak mücadelelerinin adalet kurumlarındaki karşılığının eksik, yetersiz ve bazen karşılıksız olduğunu belirterek, 2015’ten sonra da bunların katlanarak arttığını söyledi. Alternatif adalet çabalarının önemini vurgulayan Seven, yıllardır hiç vazgeçmeden ve inatla adalet mücadelesi yürüten Cumartesi Anneleri’nden güç aldıklarını söyledi. Seven, “Vazgeçmiyoruz” şiarının Türkiye’de barış adalet mücadelesi ve katliam siyaseti için önemini vurgulayarak, “Geçtiğimiz 19 Ocak Hrant Dink anmasındaki Agos gazetesinde asılmış olan ‘Vazgeçmiyoruz’ yazısı altında toplanan binlerce insan bize bir kez daha kanıtladı ki, adalet ve barış mücadelesinden vazgeçmemek tüm acıların, haksızlıkların bir tarafı olmuş insanların birleşerek yan yana gelmesi, yeniden barış ve adalet talebinin konuşulabileceği bir zemin oluşturması son derece önemlidir”

‘KATLİAM AMACIMIZA YÖNELİKTİ’

Toplum olarak çok zor süreçlerden geçildiğinin altını çizen Seven, “Bu travmaları atlatmak kolay olmasa bile baş etmenin ve yaşananların hesabını sormanın yolu da yan yana durarak mücadele etmek ve birbirinin yüreğine dokunabilmektir” dedi. Suruç’a gitmelerindeki amacın bir halka, çocuklara ve barışa el uzatmak olduğunu vurgulayan Seven, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Keza katliamın nedeni de bu amaca yönelikti. ‘Katliam siyaseti’ olarak tanımlamamızdaki temel sebep bu. Ardından gelen katliamların hedef, amaç ve sonuçlarına baktığımızda bunların birbirinden bağımsız ve tek bir cihatçı örgütle sınırlı, münferit eylemler değil; siyasi bir amaç için planlı bir şekilde organize edilen ve sonuçlarından yararlanılan politik eylemler olduğunu görüyoruz. Bugün yaşadığımız toplumsal ve politik tablo da bu katliam siyasetinin eseri” dedi. Bu tabloya bakılıp yargının geldiği nokta göz önüne alındığında hukuki mücadelenin sınırlılığı ve tekil olarak etkisizleştiğini aktaran Seven, mahkeme salonlarındaki adalet mücadelesinin dahi en önemli ayağını toplumsal ve kolektif çabaların oluşturduğunu söyledi.

‘YAN YANA DURARAK YAŞANANLARIN HESABINI SORABİLİRİZ’

İnsanların yaşananlarla ancak bir araya gelerek başa çıkabileceğinin altını çizen Seven “Toplum olarak çok zor süreçler geçirdik ve hala post-travmatik bir süreçten geçiyoruz. Bu travmaları atlatmak kolay olmasa da baş etmenin ve yaşananların hesabını sormanın yolu yan yana durarak mücadele etmek ve birbirinin yüreğine dokunabilmektir. Suruç’a gitmemizdeki amaç bir halka, çocuklara ve barışa el uzatmaktı. Katliamın nedeni de Suruç’a gitmemizdeki amaca yönelikti. O yüzden ‘katliam siyaseti’ diyoruz. O yüzden katliam politiktir diyoruz” ifadesinde bulundu.

Yargılama anlamında mücadelenin bitirilmeye çalışıldığını ancak farklı yollar ve platformlarla mücadelelerini sürdürmeye çalıştıklarını vurgulayan Seven şöyle devam etti: “Aslında daha önce planladığımız bir şeydi ama şimdi gerçekleştirme imkanı bulabildik. Adalet mücadelesi için kenetlenme yolunu ararken böyle bir şey ortaya çıktı. Adalet arayan herkes için bir umut olacağını düşünüyorum.”

‘YAŞADIK, GÖRDÜK, VAZGEÇMİYORUZ’

Çalıştayda “Yaşadık”, “Gördük” ve “Vazgeçmiyoruz” başlıklarıyla oturumlar düzenleyeceklerini söyleyen Seven, “Birinci oturum Reyhanlı, Amed, Suruç, 10 Ekim, Gaziantep, havalimanı, Sultanahmet Katliamlarında acılar yaşamış ve yaşamaya devam eden insanların söz alıp yaşadıklarını ve mücadelelerini, yaşamlarını idame ettirme çabalarını, zorluklarını anlatacaklar” diye aktardı.

İkinci oturum da ise Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren ailelerin yanında yer alan ve onlarla dayanışma içinde olan milletvekilli, avukat, aydın, gazeteci gibi çok sayıda kişinin söz alacağını belirten Seven, “Birçok farklı bakış açısıyla bu olaya dair değerlendirmeler olacak. Gazeteci Arzu Demir Skype ile bağlanacak ve Kobanê’ye giden insanların umudundan bahsedecek. Ayrıca olayda yaşamını yitiren Cemil Yıldız için arkadaşları ve ailesi bir kitap çıkardılar. Onun için bir stant açılacak” ifadesinde bulundu.

‘MÜCADELENİN BAŞLANGICI OLACAK’

Üçüncü oturumunda da demokratik ve barışçıl yöntemlerle bu mücadelenin nasıl sürdürülmesi gerektiğini tartışacaklarını dile getiren Seven sözlerini şöyle tamamladı: “Herkesin acı çektiği ve acı çekmeye devam ettiği bir süreç yaşanıyor. Bu acıların iyileştirmenin tek yolu da yan yana gelmek ve barış ihtimal dahi olsa bu topraklarda yeşertmektir. Bu panel olup-bitecek bir şey olmayacak, devamı gelecek olan mücadelemizin başlangıcı olacak.”

(MA)