Zihinlerdeki prangaları kırmak – Mustafa ÖNER

Zihinlerdeki prangaları kırmak – Mustafa ÖNER

Devrimciler, ne amaçla yaşadıklarını içselleştirdikleri kadar yaşamlarını örgütleyebilirler. Yaşamın her anı devrimci planlamayla doldurulduğu sürece zihinsel emeğin verimini düşüren bu düşman etkisiz hale getirilecektir. Faaliyetin, zihinsel emeğin verimini düşüren bu düşman, çalışmalara, ilişkilerimize ve davranışlarımıza farklı biçimlerde yansır.

3 Ocak 2019 – Devrimcilerin etkin, yaratıcı, üretken birer özne olma çabalarını, emeklerinin karşılığı olan hasat’ı-verimi yeterince almalarını engelleyen; bilinçlerdeki prangaları zihinlerdeki düşmandır. Devrimci faaliyeti zaafa uğratan, devrimci değişimi, dönüşümü frenleyen her olumsuz, devrimci olmayan etken aynı kategoridedir. Aynı şekilde bu prangaların zihinsel emekle zenginleştirilerek birer birer kırılması kolay olacaktır. Bu görev başarıldığı oranda koşuşturmaların ve harcanan emeklerin karşılığı olan devrimci hasat-verim fazlalaşacaktır.
Elde edinilen/edilecek olan bu verimlilik; yeni güçlerin partiye alımını, kitleselleşmeyi, yeni alanlara açılmayı, yeni cepheler açmayı, yönetme ve örgütleme yeteneğini kapsar. Aynı zamanda bu hasat, her bir devrimci öznenin eksiklerini gidermesine, hatalarını, zaaflı yanlarını alt etmek devrimci üretkenliğinin çıtasını artırmasına yarar.

O halde, hiç genel geçer söylemlere kalkışmadan, çubuğu sağa sola bükmeden, bir halk deyimi ile ‘eğri oturup doğru konuşalım.’ Çalışmalarımızın ve kendi gelişimimizin, yenilenmemizin somut gözle görülür verileri üzerinden, Eylül’den Eylül’e, Kasım’dan Kasım’a son bir yılın muhasebesini yapmaya çalışalım. Mücadele yürüttüğümüz her cephede, kesimsel çalışmalarda, yerellerde ve bunlarla bağı içerisinde her birimiz son bir yılda ne tür gelişmeler katettik? Bunları tek tek alt alta dizdiğimizde yapılacak her devrimci değerlendirme, kendimizle yapacağımız her hesaplaşma sayesinde çıkartılacak devrimci sonuçlar bizlere birer veri sunacaktır. Bu veriler de yeni yılda hangi alanlara hangi yanlarımıza, nelere öncelik verebileceğimiz konusunda pusula işlevi görecektir.

Politika, taktikler, yapılması gereken günlük işler belirlendikten sonra bunları pratikle buluşturacak olan yegane güç; parti üyeleri, kadınlar ve militanlar olduğuna göre yıllık ve dönemsel hasat’ın üretkenliğin muhasebesini yapmaya da komünist öznelerden başlamak daha doğru bir yöntem olacaktır.

Genel olarak düşünüldüğünde yeni şeyler söylenmemiş, yeni bir şey yapılmamış gibi görülebilir. Bunlar çok tartışıldı, tartışıyoruz diye düşünebiliriz de. Ancak, ayrıntılı bir sorgulama, bütünlüklü bir eleştirel değerlendirme yapılabilirse hangileri eskiden gelen hangilerinin yeni olduğu açıklık kazanacaktır. Bu şekilde bir eleştirisel sorgulama yöntemi bazı sorularda ortaya çıkartacaktır. Mesela; gerçekten hep aynı sorular, konular mı tartışılıyor, yoksa çabamızda, emekçi özelliklerimizde, tarzımızda, yöntemimizde mi sorunlar var? Ya da çabalarımızı verdiğimiz emeklerimizi abartıyor olabilir miyiz? Yeterince iddialı, istekli, şevkli mi değiliz yoksa? Kendimizi ihtiyaçlara göre ortaya koymada tutuk mu davranıyoruz, kimi kayıplar mı bizi yönlendiriyor?

Bunlarla birlikte çıkartılacak daha bir dizi sorunun her birinin yanıtını gerçek manada bulduğumuz zaman, zihinsel emek üretkenliğini zayıflatan etkenler de açığa çıkmış olacaktır. Bu sonuçlar zihinlerdeki düşmana karşı ne kadar etkin bir mücadele verildiğini/verdiğimizi göstereceği gibi yıllık, dönemsel ve kısa zaman dilimlerinde elde edilen hasat’ın verimin miktarını da gösterecektir.

Çıkartılacak olan sonuçlar, sorulara verilecek cevaplar bir başka gerçekle daha karşılaşmamızı sağlayacaktır. O da, demek ki tartışılanların hepsi aynı şeylerin tekrarı değildir. Bazıları gerektiği kadar tartışılmamış, yüzeysel, genel geçer kalmış. Esaslı bir yüzleşme yapılmamış ya da yapılamamış, kısacası demek ki eksik kalan, yanlış gelen bir şeyler var. Amaca uygun soruların, yetmezliklerin, hataların, zaafların asıl kaynakları açığa çıkartılacaklarsa donelerde eksik kalan, yanlış yapılmış ters giden şeylerin olduğunu görmesi kolay olacaktır. Tecrübeler defalarca göstermiştir ki, bunun sonucu, kendi gerçekliğimizle yüzleşme, hesaplaşmak için eleştirel, sorgulayıcı yönteme bağlı kalarak, özeleştiri silahını laçkalaştırmadan, amacından saptırmadan kullanmaktan geçecektir. Son bir yıl içinde hangi özelliklerimiz yenilendi, gelişti, hangileri sabit kaldı, hangileri daha fazla geriledi? Bu şekilde bir ilişkilenme soruların coğrafyalarını, soruların yanıtını almamızı sağlayacaktır. İşte o zaman zihinlerimizde, hangimizde ne kadar varsa, düşmanın neler olduğu; çalışmalarda ve kendi kişiliğimizde, hangi biçimlerde ortaya çıkacağını da daha rahat görebileceğiz.

Yaşama sebebimizi nasıl bir yaşam sürdürmek istediğimizi somutlaştırarak bilince çıkarmak, elde etmek istediğimiz sonuç bakımından önemlidir. Devrimciler ne amaçla yaşadıklarını içselleştirdikleri kadar yaşamlarını örgütleyebilirler. Yaşamın her anı devrimci planlamayla doldurulduğu sürece zihinsel emeğin verimini düşüren bu düşman etkisiz hale getirilecektir. Faaliyetin, zihinsel emeğin verimini düşüren bu düşman, çalışmalara, ilişkilerimize ve davranışlarımıza farklı biçimlerde yansır.

Bunlar, farkında olalım olmayalım günlük koşuşturmalar içinde; iddia zayıflığı, ideolojik yetersizlik, zayıflık, gerçeklerle yüzleşmekten kaçış, kendiliğindencilik, rahata düşkünlük, ertelemeci tarz, küçük burjuva tahammülsüzlüğü, sabırsızlık, tepkisellik, aydın bireyciliği, bürokratik, üstenci davranışlar sergilemek, zorluklar karşısında pes etme gibi çeşitli mücadeleci kişilik özelliklerinin zayıflığı. Kendine sınırlar çizme, yerleşik yaşam alışkanlığı vb. biçimler şeklinde kendini gösterir. Bunların her biri devrimci faaliyeti zayıflatan, yeteneklerin açığa çıkartılmasını engelleyen ve mücadelenin, partinin ihtiyaçlarına göre her devrimcinin kendini yeniden yenileyerek etkin biçimde konumlanmasını engelleyici rol oynayan zihinlerdeki birer pranga işlevi görürler.

Bunlardan arınmak, kararlı, tutarlı ve militan bir mücadele ancak mümkün olabilir. Her koşulda kendini ortaya koyma tavrı, militan bir pratik sergileme salt askeri alanla, barikat savaşlarıyla sınırlı değildir. Bu alanlarla sınırlandırmak dar bir yaklaşım olur. Atılım’ın 349. sayısında; “Komünist militan ve zihinsel emek” başlıklı yazıda vurgulanan “devrimci faaliyette zihinsel emek, savaştaki karargah çalışmasıyla özdeştir” sözünü hatırlamanın yeridir. Mücadelenin her cephesinde, her yerinde yürütülen/yürütülecek olan tüm politik, ideolojik, örgütsel mücadele biçimleri, özverili fedai bir ruhla yürütülmek zorundadır. Emek yoğunluklu tüm çalışmalarda gerektiği gibi verim-hasat alabilmek için zihinsel düşmanla da aynı ruhla ideolojik kararlılıkla militan mücadele yürütmek gereklilikten öte bir zorunluluktur.

ETHA